Bir kız bulmak

Kız Arkadaş Bulmak için Acele Etmek. ... Oneitis sadece kız tarafından reddedilmemiştir, acısı büyüktür. Çünkü onu reddeden alelade bir kız değil “o çok özel kız” dır. Yaşadığı büyük buhran yüzünden çevresindeki binlerce dişinin varlığını görmezden gelir. Bu da kız arkadaş bulma konusundaki ... Kız Arkadaş Bulmak için Acele Etmek; Kafa Dengi Kız Arkadaş Bulmak için Çabalamak; ... Şimdi geride kalanların psikolojisini bir düşünün. Çocukluk arkadaşları bir bir gidip kız arkadaş buldu ama onlar hep yalnızdı. Lise bitti, üniversiteye gelindi ama değişen bir şey olmadı. Başlarda bu durum onlara normal gibi ... Kız Arkadaş Bulma Siteleri için gelen arkadaşlar hepinize kocaman merhaba diyerek başlamak istiyorum ilanıma. Genel yapım itibari ile oldukça sosyal biri olduğum için bu tarz sohbet sitelerine girmeyi pek tercih etmesem de neyin nereden geleceği belli olmaz umudu ile şansımı bir denemek istedim. İlk defa bir arkadaşlık sitesinde profil hazırladım bu nedenle unuttuklarım var ise mesaj gönderirseniz ayrıca merak ettiğiniz konularda da zevkle mesajlarınızı yanıtlarım. Kız bulma - - Bayan , + Tümü , İstanbul - 1 Yorum arkadaş 81 14 Ocak 2018 14 Şubat 2018 — 14:38 Kız çocuğunun olması, hiç bitmeyen keyifli sohbetler ve konuşmak için her zaman yeni bir konu bulmak anlamına gelir. Anneler kızlarının konuşmasını dinlemeye bayılırlar ; onların kendilerini nasıl ifade ettiklerini görmek, sorunlarını ve sevinçlerini anlatmalarını dinlemek onlara keyif verir. Bir kız arkadaş bulmak bir erkek için hiç bir zaman sadece bir kız arkadaşı olmasından ibaret değildir. Bir kız arkadaşı olan erkek aynı zamanda pek çok kişinin fethetmek için uğraştığı bir kaleyi ele geçirmiş komutan gibidir. Bu erkek karşı cins tarafından beğenilme, diğer erkeklere tercih edilme gibi duygularının ... Kız kardeşimle aramı düzeltmek, belki bağlarımızı güçlendirmek için harika bir fırsattı bu. Bir de bu şehirde kimsem yoktu ve ailemden bir parçanın burada olduğunu bilmek bana güven ve huzur verecekti. Evimizin bir odasını kız kardeşim için hazırladım ve yaklaşık bir ay sonra kız kardeşim geldi... Kendinizi hemen bırakmak size çok kötü hissettirecektir. Bunun yerine Kız Bulmak sitesi aracılığı ile gireceğiniz sohbet ortamı ile bu sorunları kolay bir şekil de atlatmanız mümkün. Kendinize uygun bir kız veya dul kadın arayıp bulduktan sonra mesajlaşarak tanışma yoluna girebilirsiniz. Afyon’da kız arkadaş bulmak isteyenler sitemizde kendilerine uygun olan kız arkadaşları çok rahat bir şekilde bulabilirler. Üstelik sadece afyon’dan değil Türkiye’nin ve dünyanın her yerinden kız arkadaş edinme şansınızı değerlendirebilirsiniz. sitemiz sizlere Afyon kız arkadaş arama sitesi, Afyon kız arkadaş bulma siteleri, Afyon kız arkadaş arıyorum, Afyon ...

Incellere bir ELEŞTİRİ!

2020.10.01 12:38 ArnoldCivardanegezer Incellere bir ELEŞTİRİ!

Incellere bir ELEŞTİRİ!

https://preview.redd.it/rl8ifkuvogq51.jpg?width=591&format=pjpg&auto=webp&s=fd6a8eeabac95a90300dc6c0807b4fcb16454385
Burada daha önce de bu ataerki konusunda tartışmıştık bir kaç kişiyle ama bulamadım o postu. Sanırım TurkIncelSubredditinde kimse toplumsal yapıların insanları şekillendirmede önemi olduğunu inkar edecek kadar ahmak değildir zaten biz bunu inkar etmiyoruz fakat bu arkdaşın anlayamadığı nokta şu; kadınların partner seçiminde sosyal yapıların getirdiği önemler 2.sıradadır, 1. sırada her zaman tip vardır. Black pill şunu söylüyor ; dünya bizim için sevginin veya bir kadınla birlikte olmanın imkansız olduğu bir cinsel kast sistemi tarafından yönetilmektedir. Bunun da ataerkillikle maderşahi toplumlarla falan alakası yok. İyi görünümlü insanlar daha az çekici insanlara göre daha mutlu, daha başarılı, popüler (Berscheid ve Walster, 1974), daha duyarlı, kibar, ilginç, güçlü, dengeli, mütevazı, girişken ve dışa dönük olarak algılanır (Dion, Berscheid ve Walster, 1972 )
Encyclopedia of Evolutionary Psychological Science'da yayınlanan çalışmada (2017) 86 Baba-Kız çifte bir grup erkek ve o erkeklerin kişiliğine dair bilgiler gösteriliyor. Sonuç: Kadınlar partner seçimlerinde fiziksel çekiciliğe babalarından daha çok önem veriyor. Yakışıklı olmayan erkekler, karakter özellikleri ne olursa olsun babaları tarafından da kızları için tercih edilmedi. Kadınlar ve babaları en iyi eş konusunda fikir ayrılığına düştüklerinde, kadınlar daha çekici erkeği seçerken, babalar daha çok arzu edilen kişilik özelliklerine sahip erkeği yani 'nice guy'ları seçtiler.
''Bir kadının karakter olarak pislik ama yakışıklı erkeği seçmesinin sebebi ataerki'' diyerek biyolojiyi, sosyal psikolojiyi yok sayan bu kardeşimize bir incel forumunda yapılan ve sözlüğümüze ATOMİC BLACK PILL olarak geçen tinder deneyinden bahsedelim. İyi görünümlü fakat profılınde çocuk tecavüzcüsü yazan ve sikmek için karı bulmak istediğini belirten bir kullanıcı yüzlerce kadınlardan kısa sürede 204 beğeni aldı. Kadınlar kendilerini sikmesi için yalvardı
Batıda ataerki mi kaldı 80-90'lardan sonra ? Bu ne öyleyse bu kadınlar da mı ataerkil?
Güzellik beyinde bir refleks olarak ölçülebilir bir olgudur. Milyonlarca yıllık evrimsel süreçte genetiğimize işlemiştir fakat neolitik çağ sonrası kurulan bütün toplumsal yapıların hiçbiri partner seçmede evrimsel biyoloji kadar rol oynamamıştır, zaten oynaması da beklenmez. Toplumsal yapılar denilen nane henüz yeni maksimum 7bin yıllık bir yapı insan tarihine nazaran, dolayısıyla incel olmanın ataerkillikle direkt bir alakası da yok. Kendisinden ne kadar farklı bir sosyal zümrede,düşüncede olursa olsun kadın her zaman iyi görünümlü erkeği tercih edecektir. Yani sanıldığı gibi kadının şerefsiz, it kopuk uğursuz erkeği seçmesinde ataerkinin etkisi 0'dır yani yoktur.
Ataerkil toplumlarda kadına tapılır, erkek değersizdir. İçinde yaşadığımız TR toplumu 1970lere göre hala aynı 'ataerki' düzeyinde mi ? Değil. Ataerkilliğin incellikle tek ilişkisi zorunlu tek eşlilik olabilir bu ayrı konu değinmeye gerek yok.
submitted by ArnoldCivardanegezer to turkincel [link] [comments]


2020.09.10 19:46 Small_Virus_5137 Eski bir Chadim

Throwaway account açtım sadece yazmak için subu bugün keşfettim biraz gezindim.Türklerde böyle bi subun olmasını nedense hiç beklemiyodum neyse konuya girecek olursak
Evet arkadaşlar ben eski bir Chadim 190 boyum var sarışınım mavi gözlüyüm.
Neredeyse geçen seneye kadar tanıştığım her insan bana gerçekten yakışıklı olduğumu söyledi.
Benden nefret eden insanların ben gibi olmak istediğini duydum çok sonralardan.
Sokakta gezerken gerçekten yüzde 80 oranla kesilen bir insandım.(bu söylediklerimi göt kalklıklıgı olarak algılamayın durumu anlamanız için yazıyorum ve hiçbiri benim görüşüm değildir tipim konusunda)

Evet lise 2den 22 yaşıma kadar böyle bi hayatım vardı,hayatımda hiçbir kıza merhaba demememe rağmen takıldığım kızlar oldu.(Aşırı soğuk bir insanım insanlar ne kadar kessede yanıma gelecek cesareti bulamadıklarını hissediyorum ve arkadaşlarımın neredeyse hepsi bunu bana söyledi)

Dünya sikimde değildi utanmaz arlanmaz bir orospu cocuguydum gerçekten ve bu insanları çekiyordu sanırım.

Sonradan uyuşturucu batağına düştüm ciddi anlamda çok zayıfladım,saçlarım dökülmeye başladı tipim kaydı yani bildiğin ama bu bana bıraktığı en az kötü şey oldu.

O utanmaz arlanmaz orospu cocugu piç eleman gitti ve yerine duygusal,alıngan bi insan geldi(Ciddi anlamda depresyona girdim ve anksiyetem başladı)

Topluluğun önünde kendini rezil etmekten çekinmeyen insan garsondan su isterken sesi falan kesilmeye başladı.

Neyse bi şekilde bıraktım uyuşturucuyu tipim falan düzeldi fakat mental etkileri 1 gram eksilmedi.
Saçma gelebilir ama bu aura muhabbetine inanıyorum amınakoyayım kafamın içi o kadar leş ki o kadar depresif ki karşıdaki insan daha benle konuşmadan anlıyor ve yaklaşmıyor.

Son 1 sene içinde beni keserken yakaladığım kız sayısı ciddi anlamda SIFIR.

Biliyorum kimsenin sikinde değil lan aq oğlu tipin düzgün konuşması kolay diyebilirsiniz ama ben şunu anladım ki tipiniz dahi olsa mental açıdan sağlıklı olmadıkça hiçbir şey olmuyor.(Herkesin ağzına pelesenk olan abi hiç iyi değilim kafası değil altını çizerim)

Bunu buraya niye yazdım bilmiyorum belki içimi dökmek istedim bilmiyorum kurduğıum cümleler mantıklı mı onun bile farkında değilim.

Kendini açabileceğin bir grup bulmak güzel ama size tek tavsiyem karakterinizi buna göre şekillendirmeyin.
submitted by Small_Virus_5137 to turkincel [link] [comments]


2020.09.03 21:15 Sunuyemre Geçen gün attığım kitabı devam ettirdim alın bu da 2. bölüm

Mert eve gitmek için ana caddeden geçip ara sokaklardan girdi.Mertin evin bulunduğu caddeye girdiğinde birini gördü.Adam tuhaftı.Dikkat çekici olduğu söylenebilirdi.Kafasında siyah şeritli kahverengi bir fötr şapka vardı.Uzun açık kahverengi bir de kaban giymişti üstüne.Beyaz tenliydi ve saçları gözükmüyordu.Burnu gayet düzgün bir erkek burnuydu.Ağzı biraz küçüktü.En azından o mesafeden öyle görünüyordu.Mert adamın hafif çekik mavi gözlerini görünce tanır gibi oldu adamı.Biraz düşündü ve adamı hatırladı.Fakat burda ne işi vardı onu daha önce buralarda hiç görmemişti.Mert adamı ortaokul günlerinden hatırlıyordu.Mertin Cemden daha çok nefret ettiği biri varsa o da oydu.Kendisine “Cücük” lakabını takan adamın adı Yükseldi.Yüksel Merte hep cücükderdi.Mert bundan hoşlanmazdı.O da hoşlanmadığı için yapardı zaten.Mert ortasınıf yıllarında çok fazla zorbalığa uğremıştı.Bu zorbalığın en büyük payı Yükseldeydi.Bir keresinde sırf şaka olsun diye Merti herkesin önünde çöpün içine atmıştı.Mert yine sinirlenmiş ve ona vurmuştu fakat Yüksel bu darbelere gülerek karşılık veriyordu çünkü Mertin deli gücü bile ona etki edemeyecek kadar güçsüzdü.Mert çok fazla ağlayan biri değildi fakat o gün sinirden ağlamıştı ve hocaları da ona kızmıştı.Çoğu zaman böyle zorbalıklarala geçmişti Mertin ortaokul yılları fakat Yükselin okuldan ayrılacağı günden bir gün önce çok kötü bir şey olmuştu.Mert sınıfta tek başına sırasında otururken Yüksel sınıftan içeri girdi.Yüksel Mertin yanına gitti ve cebinden bir bıçak çıkardı ve Merte uzattı ve şöyle dedi:
-Hey cücük!Eğer azıcık cesaretin varsa bu bıçağı elinde bi kaç tur döndür.Eğer başarırsan sana 20 lira veririm.
Mert ilk başta biraz çekindi ama her insan gibi Mert de parayı severdi.Alt tarafı bir bıçaktı birine girse bile pek bir şey olmaz diye düşündü.Ayrıca döndürmesi kolay bir bıçağa benziyordu.Bıçağı eline aldı.Biraz döndürmeye başladı fakat bir terslik vardı.Bıçağın sol tarafının üstünde sıkıca sürülmüş bir japon yapıştırıcısı olduğunu fark etti.Yükselin neden sadece bıçağın sağ tarafından tuttuğunu şimdi anlamıştı.Yüksele sordu:
+Neden böyle bir şey yaptın?
-Ne yapmışım?
+Aptala yatma.Bıçağa yapıştırıcı sürmüşsün.
-Aa evet.Hay Allah ya unutmuşum.Gel çıkartalım.
Yüksel bıçağın ve Mertin eline biraz su döktü.Kazıdılar ve bıçak çıktı.Yüksel,Mertten bıçağı tekrar aynı şekilde döndürmesini istedi.Bu istekten sonra Mertin içinde çizgiler dönmeye başladı.Kalın,yamuk,çarpık çizgiler hepsi teker teker beynine saplanmaya başlamıştı.Çünkü onunla yine alay ediyordu.Sinirden ne yapacağını şaşırmıştı.
+Ne diyorsun ulan sen?Al bıçağını da yürü git yanımdan.
Fakat Yüksel ısrarla bıçağı uzatmaya devam ediyordu.Fakat en son Yüksel de gülerek.
-Siktirgit korkak herif!Uğraşmaya değmezsin.
Tam o sırada Mertin tüm vücudundaki damarlar hızlı hızlı atmaya başladı.Bir hışımla bıçağı savurdu ve Yükselin kolunda bir çizik belirdi.Kanlar bir anda akmaya başladı.Yüksel yapmacık bir bağırmayla tüm okulu inletti.Yüksel her gün koluna jilet atıyordu zaten alışmıştı böyle bir şeye.Evet tabi ki aniden olmasından ötürü ufak bir çığlık atması normaldi fakat Yüksel çok abartmıştı.”AAAAAH KOLUM,ÖLECEĞİM SANIRIM,MERT BENİ ÖLDÜRECEK YARDIM EDİN AHHH.”Yapmacık çığlığı hocalar ve diğer öğrenciler sınıfa girene kadar devam etti.Hocalar hemen Yüksele ilk yardım yapmaya başlamıştı.Hocalar Merti müdürün odasına aldılar ve onunla konşmaya başladılar.Müdür:
-Vay be Mert!Demek sabahtan beridir gelen bıçak haberlerinin kahramanı sendin.Senden birine vurmanı beklerdim de okula böyle bir bıçak getirmeni hiç beklemezdim!
+Ama hocam bıçağı ben getirmedim ki!
-Kim getirdi o zaman?
+Yüksel getirdi.Beni kışkırttı ben de ani bir sinirle bıçağı savurdum.
-Bir de mazeret mi buluyorsun yaptığına?Ulan çocuk ölebilirdi!Hala çocuğun üstüne iftira atıyorsun.Son günü diye eski olayların intikamını mı almak istedin?Oğlum film mi çekiyoruz ulan burda?Bunların hepsi kaydına geçecek.Velinle görüşüp okuldan atılacaksın!
Ama der gibi oldu bir an Mert.Sonra vazgeçti.İçinde bir umursamazlık vardı.Okulu da geleceğini de boşvermişti.Çünkü artık bıkmıştı tüm saçmalıklardan.Gelcekte kazanacağı 3 kuruş para için değer miydi bunlara?2 kuruş kazanırdı biraz fazla çalışırdı da bu saçmalıkları çekmezdi.En azından buna değer diye düşünüp itiraz etmedi.Kaderini kabul etti.Muhtemelen olayda haklı olan kendisiydi çünkü Yüksel son gününde neden böyle bir şey yapsın?Tabi ki kendi eğlencesi için!Kendi eğlencesi için canını ortaya koymak.Sevmediği birini okuldan attırmak için dolaplar çevirmek.Bu Yüksel de deli miydi be?Neden böyle bir işe girmişti?Nerden geliyordu bu nefret diye merak ettmişti Mert.Belki de kişisel bir şey değildi.Belki de bunu yapmayı seviyordu Yüksel.Hiç soramadı çünkü o günden sonra Yükseli hiç görmedi.Bugüne kadar görmemişti yani.Peki neden bugün buradaydı diye sordu içine Mert.Evine gitmek için karşıdan karşıya geçti.Apartmandan içeri girdi.Merdivenleri tak tak çıktı.Önce kapıyı vurdu.Anahtarı vardı fakat annesinin hareket etmesini istiyordu.Hareket etmek insan vücudu için özellikle yaşlılar için sağlık bir şeydi.Annesi kapıyı açmayınca ne oluyor diye düşündü.Anahtarı cebinden çıkardı kapıyı açtı ve yavaşça içeri girdi.Mutfağa girdiğinde ise ağlayacak gibi oldu.Tüm oda kanla kaplıydı.Mert hafif bağırarak “Hassiktir ulan ne oluyor?”dedi.Rüya mı diye düşündü bir an.Çünkü rüyalarına çok benziyordu.Fakat bu tamamen gerçekti.Kafasını duvarlara vurmaya başladı.Annesi yerde kanlar içinde öylece yatıyordu.Yüzü yukarı bakıyordu.Karnından defalarca bıçaklanmıştı annesi.Gözleri hafif açıktı.Sanki Merte bakarak geç kaldın diyordu.Mertin gözlerinden hafif hafif göz yaşları akmaya başladı.Hala neler olduğunu anlayamamıştı ki aklına birden Yüksel geldi.Kendi apartmanlarından çıkmıştı.Yani öyle olmalıydı gidiş yönü bunu doğruluyordu.Kapıyı çalmıştı,annesine kendisini tanıtmıştı ve sonra…Aklı almıyordu Mertin.Bir insan neden böyle bir şey yapardı?Nerden geliyordu bu nefret?Pencerenin yanına gitti tüm yolu taradı fakat ne Yükseli gördü ne de farklı bir ipucu.İpucu aramıyordu zaten gözleri sadece Yükseli arıyordu.Annesinin yanına yaklaşamıyordu.Hem kan kokusu hem de onu öyle görmek engelliyordu kendisini.Mutfağın diğer taraflarına bakmaya karar verdi.Katilin kullandığı bıçak ortalarda gözükmüyordu fakat gözüne bir kitap ilişti.Bu onun okul fotoğraflarının olduğu kitaptı.Orada olmaması gerekiyordu bu kitiabın.Normalde hep kendi yatağının baş ucundaki çekmecede olurdu.Kitabı açtı.İlk sayfasına baktı.Sayfada “NABER CÜCÜK?”yazıyordu.Okuduğu anda her zamanki sinirlerinden biri yine kapıya dayandı.kitabı fırlattı.Yeri yumruklamaya başladı.Ağzından tek kelime çıkıyordu.”NEDEN?”Bu kelimeyi tekrarlayarak ağlayıp 1 2 dakika boyunca yerde kaldı.Yavaşça sinirini attığını düşününce kalktı ve olabildiğince soğukkanlı bir şekilde kitabı tekrar açtı.Sayfaları geçti ve son sayfada duraksadı.Sayfada Mertin tüm sınıfıyla birlikte çekilmiş bir fotoğrafı vardı.Bir kızın suratının üstünde çarpı işareti vardı.İlk görüşte anlaşılıyordu ki annesinin kanıyla çizilmişti bu işaret.Çok büyük küfürler etti Yüksele.Bu kız onun ortaokuldan sevdiği kızdı.Ona o sıralar o kadar bağlanmıştı ki onun için 6-7 tane şiir yazmıştı.Hatta bir keresinde şarkı bile yazmaya çalışmıştı.Hiçbirinde başarılı olamamıştı.Yazma konusunda yeteneksiz birisiydi Mert.Peki bunu Yüksel nerden biliyordu?Yani neden onun suratına bir çarpı çizmişti?Bu aşkı sadece Mertin annesi biliyordu.Bir an annesini öldürmeden önce annesiyle muhabbet ettiğini sorguladı.Bu mümkündü.Mertin miğdesi bulanmya başladı.Lavaboyu kullandı.Sonra her ihtimale karşı evde bulundurduğu babasının eski tabancasını beline taktı ve hiçbir yere bakmadan evden kendini attı.Artık aklına takmıştı.Yüksel ölmeliydi.Polisi bu işe karıştırmayacaktı.Muhtemelen komşular kokuyu alıp polisi arayacaktı ve belki de kendisini suçlu olarak görecekti herkes.Peki bu umrunda mıydı Mertin.Gidip Yükselin karnına şarjörde bir mermi kalana kadar sıkacaktı ve belki de o mermiyle kendini vuracaktı.Apartmandan çıktı.Allahtan tanıdık biriyle karşılaşmamıştı zira bununla uğraşacak hali vakti yerinde değildi. İlk başta Yükseli nerde bulabileceğini düşündü.Onu hemen bulmalıydı.Nereye gidebileceğini düşündü.7. sınıfta okulun yakınında bir bar vardı.Yüksel hep oraya girmek isterdi okul çıkışlarında.Mertin gözlemlerine göre böyleydi.Ama bugün onu burada bulabilmesini imkansız diye düşündü.Yine de o bara gitmeye karar verdi.Gideyim de sonrası gelir diye düşündü.Çıkmadan önce tüm parasını almıştı.Evlerinde bir bilezik de vardı fakat onu bulamamıştı.Muhtemelen Yüksel çalmıştır diye düşünmüş ve umarsızlıkla geride bırakmıştı.Otobüse bindi.Bara 2 sokak uzaklıkta olan kafenin önünde durdu.Kafasını etrafa çevirmeden direkt bara yöneldi.İçeri girdi.Klasik,barmenin yanına gitti bir bira istedi.Birayı normalde seven biri değildi fakat bara gelmişti.Bir şeyler içmesi gerekiyordu.Kafasını dağıtır diye almıştı birayı.Bir kaç yudum aldı ve ilk birasın bitirmiş oldu.Barmenle konuşmaya karar verdi.
-Birader buralara takılan yüksel adında mavi gözlü birini tanıyor musun?
Hayır diye karşılık verdi.
+Buraya gelen çok az kişiyle tanışırım.Gelmişse bile bilemem.
Mert teşekkür etti ve etrafına bakınmaya başladı.Bir umut bakıyordu.İçinde bulacakmış gibi bir his vardı.Etrafına bakarken birini farketti ve ona dikkatlice bakmaya başladı.Kız da onun tarafına bakıyordu.Normal olarak fark etti ve gözlerinin içine bakarak gülümsedi.Mertin kalbi resmen o anda uçtu gitti.Bu kızı tanıyordu.Kız da onu tanıyordu muhtemelen.Çünkü ona doğru yürümeye başlamıştı bile.Bu kız onun geçmişteki platoniği,kendisi için şiirler yazmaya çalıştığı ve başaramadığı kızdı.Bu kız nasıl oradaydı.Ne kadar da garip bir gün diye geçirdi içinden Mert.Mert de kıza bakarak gülümsedi.Kızın adı Suna idi.
-Meraba.Seni bir yerden tanıyorum da tam çıkaramadım.Acaba sen beni tanıyabildin mi?Çünkü biraz öyle bakıyorsun da.
+Merabalar Suna Su Hanım diyerek gülümsedi Mert.
Ortaokul zamanlarında bu kıza Suna Su derdi.Bu onun için cesaret isteyen bir davranıştı.Bir kaç kez söylemişti bunu ona.Sunanın da hoşuna gitmiş gibiydi.Bu lakabı bir şiirden almıştı Mert.
Suna biraz düşündü ve tekrar gülümsedi.
-Aaa Mert.Mertdi değil mi?
Mert onayladı.O an her şeyi unutmuş gibiydi.Çok mutlu olmuştu.Ne annesi,ne Yüksel…Hepsi aklından uçup gitmişti.Sohbete başladılar.
-Nerelerdesin uzun zamandır.Neler yaptın ne işle uğraşırsın nerde yaşarsın merak ettim.
Mert işten ayrıldığından vs. bahsetti.Hoş sohbetten sonra Mertin aklına Yükseli sormak geldi.Zamanında pek büyük olmasa da Suna ile Yükselin arasında bir arkadaşlık ilişkisin vardı.Sevgili değillerdi.Eğer olsalardı illa ki duyardı.Okulda konuşlurdu.Duymasa bile Mertin gözlemlerine göre aralarında böyle bir ilişki yoktu.Mert,Suna’ya olaylar hakkında bahsetmeden Yükseli sormuştu.
-Yüksel mi?Hayır okuldan sonra hiç görmedim onu.Neden sordun ki?
+Bilmem.Öylesine meraktan sordum.
-Şimdi boşver Yükseli falan.Bir telefon numaranı ver de daha sonra tekrar haberleşebilelim.Zamanında senle arkadaş olmak istemiştim faka dersler vs. yüzünden bir fırsat bulamadım.Zaten sen de pek arkadaş canlısı biri değildin.
Gülümsedi Mert..Sunanın kendisine karşı bir şeyler hissettiğini sezmişti.Mert çirkin biri değildi.Yani Suna sadece bahane olarak seni birine benzettim demiş olabilirdi.Kimin umrunda ki?Onu seviyordu.Konuşma boyunca ikisi de hep gülmüştü.
-Yarın tekrar buluşalım mı?
+Olur.Yarın saat 2de 2 sokak ötede BEY KAFE var biliyor musun?
-Evet.O zaman önünde buluşuruz.
Suna Merti dudağından öptü ve ayrıldı.Bu Mertin çok hoşuna gitmişti fakat bir gariplik vardı.Bu kadar çabuk muydu?Zamanında günlerce bunun hayalini kurmuştu.O zamanlar dersler mi bunu engellemişti?Kafası karışmıştı Mertin.Ama bazen fazla kurcalamamak en iyisi diye düşünürdü Mert.O kadar da akla takılacak bir konu değildi zaten.Kendi paranoyası diye düşündü ve bir otel bulmak için yola çıktı.Çoktan bildiği bir otel vardı.İSTAN OTEL.Oraya gitmek için yola koyuldu.Bir ara sokağa girdi ve bir olaya şahit oldu.Bir adam yolda yürüyordu ve bir kediyi gördü.Adam çöpün kenarına geçip kedinin olduğu yere kusmaya başladı.Kedi o taraftan kalkıp başka bir köşeye çekildi.Adam kusmasını bitirip kediye bakarak gülmeye başladı.Bu sırada Mert adamı tanıdı.Bu komşusu Cemdi.İzlemeye devam etti.Cem bir garip gözüküyordu.Sarhoş olabilirdi.Cem kedinin olduğu köşeye gitti,fermuarını çıkardı ve kedinin üstüne işemeye başladı.Cem sanki bundan zevk alıyordu.Kedi sinirlenmiş olmalı ki Ceme saldırdı.Cem sinirlendi ve kediyi bir tekmeyle yere serdi.Kediye defalarca vurup ölmesine neden oldu.Mert yine sinirlenmişti fakat bu sefer daha soğuk kanlıydı.Cemin arkasından yavaşça yaklaştı.Silahını çıkardı ve Cemin kafasına dayadı.Sesini kalınlaştırarak:
-Sakın tek kelime etme.Sadece dediklerimi yapacaksın.
+Sen kimsin be?
Mert,Cemin silahı fark etmesi için tetiği çekti.
-Bir daha kelime etme şimdi bu kusmuğu yalamaya başla.
Cem korkmuştu:
+Ama..
-Kapa çeneni sadece dediğimi yap.
Cem korkarak kusmuğu yalamaya başladı.
-Şimdi de yaptığın çişi yala bakalım.
+Lütfen bırak gid…
-Sus dedim sadece dediğimi yap.
Cem tanıyamadığı adamın dediğini yaptı.
-Şimdi de kediyi öpüp özür dile.
+Bunları sadece kediye vurduğum için mi yapıyorsun.O bana vumruştu ne yapabilirdim?
Mert bunu susturmadı ve susturmadığına pişman oldu.Bir hışımla ensesine silahın kabzasını vurdu,defalarca yüzünü yumrukladı ve hızını alamayıp Cemi boğmaya başladı.Başarmıştı.Cem ölmüştü.Bugüne kadar kapıldığı kıskançlığı hatırladı ve yüzünde bir gülümseme belirdi.Cemin yüzüne tükürdü.Evet.Artık o da bir kanunsuz olmuştu.Söz sahibi insanların koyduğu,sözde,toplumun uyum içinde işlemesini sağlayan kuralları çiğnemişti.Bugüne kadar hep şöyle düşünmüştü:Eğer birileri böyle kurallar koyduysa bir bildikleri vardır.Evet bir bildikleri vardı.Kendileri için bir bildikleri vardı tabiki de.Diğer insanların hergün neler yaşadığı hakkında bir fikirleri,bir bildikleri yoktu.Dünyadan çok uzakta yaşıyorlardı.Gerçek dünyadan.Aslında biliyorlardı kendilerinin görmediği dünyada neler olduğunu.Ama kimin umrundaki?Cebime vurunca bacağımın sesi değil de paramın sesi duyuluyor diyip mışıl mışıl uyuyorlardı yataklarında.Olan yine bunları kabul eden ve kuralları koyanların yanına giremeyen insanlarda oluşuyordu.Garip olan şuydu ki o insanlar da hiçbir şey yapmıyordu.Bazıları çaresiz kabul ediyordu.Bazıları ise üst kısma aşkla bakıyorlardı.Çünkü onların savunduğu şeyleri savunuyolardı.Benim dinimi savundu.Benim ülkemden olmayanları o da sevmiyor ben de demek ki o benim yanımda.Fakat böyle olmuyordu.O hep kendi keyfinin tarafındaydı.Paranın tarafındaydı.Mert Cemin işini çaldığını hatırladı ve baş ucuna 5 lira atıp otele doğru yol aldı fakat önce bir camiiden içeri girip ellerini yıkadı.
submitted by Sunuyemre to KGBTR [link] [comments]


2020.08.29 09:13 FuzuIii duman müzik grubu yüzünden sevgilimden ayrılmam

lafı çok uzatmayı sevmem o yüzden gereksiz detayları atlayarak anlatacağım.dün akşam saat 5 gibi o anda türkiyede saat 6 iken kız arkadaşımla evde vakit geçiriyorduk.tabi herzamanki gibi sohbet muhabbet gırgır şamata takılıyoruz.yeme içme sevişme derken yorulduk öyle uzandım yatağa tabana doğru bakıyorum kafa dinliyorum.sonra dedim ki dur şöyle güzel bir müzik açayımda yorgunluğumu alsın.youtube’dan öyle güzel tesadüf duman grubunun bostancı gösteri merkezinde 2003 yılında verdiği konserin kaydını buldum.haberin yok ölüyorum oarçasının seslendiriyorlardı.canlı performans konser hali, tabi stüdyo kaydı gibi olmasa da çok muhteşem bir ortam ve parçanın tadını çıkartıyordum.bu kız da yanıma uzandı kaan tangöze şarkıya girdikten sonra böyle bazı kısımlarda sesini dalgalandırarak okuyordu parçayı teknik olarak doğruluğunu bilmem fakat bence kulağa hoş geliyordu.bu kız demesin mi “what the fuck is this?” o an ben tabi afalladım bi şaşırdım.sonra kız gülmeye başlayınca kan beynime sıçradı sanki adeta yedi sülaleme küfür edilmiş gibi hissettim.sonra ben de dedim ki “what the fuck are you talking about ?” sonra bu böyle bi geri vites yaptı herhalde grubu benim arkadaşlarım falan sandı.yok you misunderstand me falan filan derken bunun kıçına o gece tekmeyi koydum ve kırmızı çizgilerimi daha da kalın bir şekilde çektim.yok öyle piyano çalıyorum diye önüne gelen herşeyi eleştirme hakkını kendinde bulmak.
submitted by FuzuIii to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.12 22:03 LaMortePartout İki değil bir Flood

bak kardeşim, ben güney afrikanın küçük bir akarsu kenarında atomun parçalanmış halinden bile daha küçük altınları bulmak adına eli nasır bağlamış bir yerliyim. adımı soracak olursan zemba okhowo. ismim ne kadar umrunda bilmiyorum ama sen benim çok umrumdasın. bir gün akarsu kenarında sömürgeci beyazların kırbaçlarını yiyerek altın ararken o orospu çocuklarından birinin düşürdüğü bu iphone yazan aleti çaldım ve bu siteyi buldum. hep senin adının geçtiği başlıklarda çok insan yazıyordu acaba bu götveren ne yazıyor diyerek türkçeyi söktüm. azmettim ve sana bunları yazacak seviyeye erişmeyi iple çekmiştim. sen 31 ile ellerini nasır tuttururken ben ingiltereli sirlere altın bulmak adına ellerimi parçaladım. her ögle paydosunda mango agaçlarının altında girip ne yazmışsın diye bakıyorum. nerde sikimsonik yazılar var hep senin eserin. sinirimden kuduruyorum, kabilenin büyücüsü her yerime ısırgan otu sürerek beni zor sakinleştiriyor. işe gidemez oldum. 12 tane çocugum ve 3 tane karım palmiyeden yapılma soktumun kulübesinde beni bekliyorlar sırf onlara 1 tane ekmek götüreyim diye ama ben senin gibi bir orospu çocugu yüzünden agaç altlarında her dakika ne yazacaksın diye bekliyorum. en sonunda fake bir kız adresi alıp seni tongaya düşürdüm, buluşmak için adresini hemen öttün. peki ben ne mi yaptım ? tabiki o sömürgeciler için topladıgım altınlarla türkiyeye uçak bileti aldım. artan paraları ise senin amına koyduktan sonra istanbulu gezmek için saklıyorum. 2 güne ordayım. kaçabildiğin kadar kaç yoksa amına koydum bil çocuk.bak kardeşim, ben güney afrikanın küçük bir akarsu kenarında atomun parçalanmış halinden bile daha küçük altınları bulmak adına eli nasır bağlamış bir yerliyim. adımı soracak olursan zemba okhowo. ismim ne kadar umrunda bilmiyorum ama sen benim çok umrumdasın. bir gün akarsu kenarında sömürgeci beyazların kırbaçlarını yiyerek altın ararken o orospu çocuklarından birinin düşürdüğü bu iphone yazan aleti çaldım ve bu siteyi buldum. hep senin adının geçtiği başlıklarda çok insan yazıyordu acaba bu götveren ne yazıyor diyerek türkçeyi söktüm. azmettim ve sana bunları yazacak seviyeye erişmeyi iple çekmiştim. sen 31 ile ellerini nasır tuttururken ben ingiltereli sirlere altın bulmak adına ellerimi parçaladım. her ögle paydosunda mango agaçlarının altında girip ne yazmışsın diye bakıyorum. nerde sikimsonik yazılar var hep senin eserin. sinirimden kuduruyorum, kabilenin büyücüsü her yerime ısırgan otu sürerek beni zor sakinleştiriyor. işe gidemez oldum. 12 tane çocugum ve 3 tane karım palmiyeden yapılma soktumun kulübesinde beni bekliyorlar sırf onlara 1 tane ekmek götüreyim diye ama ben senin gibi bir orospu çocugu yüzünden agaç altlarında her dakika ne yazacaksın diye bekliyorum. en sonunda fake bir kız adresi alıp seni tongaya düşürdüm, buluşmak için adresini hemen öttün. peki ben ne mi yaptım ? tabiki o sömürgeciler için topladıgım altınlarla türkiyeye uçak bileti aldım. artan paraları ise senin amına koyduktan sonra istanbulu gezmek için saklıyorum. 2 güne ordayım. kaçabildiğin kadar kaç yoksa amına koydum bil çocuk.bak kardeşim, ben güney afrikanın küçük bir akarsu kenarında atomun parçalanmış halinden bile daha küçük altınları bulmak adına eli nasır bağlamış bir yerliyim. adımı soracak olursan zemba okhowo. ismim ne kadar umrunda bilmiyorum ama sen benim çok umrumdasın. bir gün akarsu kenarında sömürgeci beyazların kırbaçlarını yiyerek altın ararken o orospu çocuklarından birinin düşürdüğü bu iphone yazan aleti çaldım ve bu siteyi buldum. hep senin adının geçtiği başlıklarda çok insan yazıyordu acaba bu götveren ne yazıyor diyerek türkçeyi söktüm. azmettim ve sana bunları yazacak seviyeye erişmeyi iple çekmiştim. sen 31 ile ellerini nasır tuttururken ben ingiltereli sirlere altın bulmak adına ellerimi parçaladım. her ögle paydosunda mango agaçlarının altında girip ne yazmışsın diye bakıyorum. nerde sikimsonik yazılar var hep senin eserin. sinirimden kuduruyorum, kabilenin büyücüsü her yerime ısırgan otu sürerek beni zor sakinleştiriyor. işe gidemez oldum. 12 tane çocugum ve 3 tane karım palmiyeden yapılma soktumun kulübesinde beni bekliyorlar sırf onlara 1 tane ekmek götüreyim diye ama ben senin gibi bir orospu çocugu yüzünden agaç altlarında her dakika ne yazacaksın diye bekliyorum. en sonunda fake bir kız adresi alıp seni tongaya düşürdüm, buluşmak için adresini hemen öttün. peki ben ne mi yaptım ? tabiki o sömürgeciler için topladıgım altınlarla türkiyeye uçak bileti aldım. artan paraları ise senin amına koyduktan sonra istanbulu gezmek için saklıyorum. 2 güne ordayım. kaçabildiğin kadar kaç yoksa amına koydum bil çocuk.

submitted by LaMortePartout to KGBTR [link] [comments]


2020.08.12 16:30 assasinspoot Güney afrikalı zemba okhowo (çaldım)

bak kardeşim, ben güney afrikanın küçük bir akarsu kenarında atomun parçalanmış halinden bile daha küçük altınları bulmak adına eli nasır bağlamış bir yerliyim. adımı soracak olursan zemba okhowo. ismim ne kadar umrunda bilmiyorum ama sen benim çok umrumdasın. bir gün akarsu kenarında sömürgeci beyazların kırbaçlarını yiyerek altın ararken o orospu çocuklarından birinin düşürdüğü bu iphone yazan aleti çaldım ve bu siteyi buldum. hep senin adının geçtiği başlıklarda çok insan yazıyordu acaba bu götveren ne yazıyor diyerek türkçeyi söktüm. azmettim ve sana bunları yazacak seviyeye erişmeyi iple çekmiştim. sen 31 ile ellerini nasır tuttururken ben ingiltereli sirlere altın bulmak adına ellerimi parçaladım. her ögle paydosunda mango agaçlarının altında girip ne yazmışsın diye bakıyorum. nerde sikimsonik yazılar var hep senin eserin. sinirimden kuduruyorum, kabilenin büyücüsü her yerime ısırgan otu sürerek beni zor sakinleştiriyor. işe gidemez oldum. 12 tane çocugum ve 3 tane karım palmiyeden yapılma soktumun kulübesinde beni bekliyorlar sırf onlara 1 tane ekmek götüreyim diye ama ben senin gibi bir orospu çocugu yüzünden agaç altlarında her dakika ne yazacaksın diye bekliyorum. en sonunda fake bir kız adresi alıp seni tongaya düşürdüm, buluşmak için adresini hemen öttün. peki ben ne mi yaptım ? tabiki o sömürgeciler için topladıgım altınlarla türkiyeye uçak bileti aldım. artan paraları ise senin amına koyduktan sonra istanbulu gezmek için saklıyorum. 2 güne ordayım. kaçabildiğin kadar kaç yoksa amına koydum bil çocuk.
submitted by assasinspoot to kopyamakarna [link] [comments]


2020.06.11 08:32 yennicheri Salak Kız Nasıl Tavlanır? Bölüm 2

5-KIZA ÇIKMA TEKLIFI AYAKLARI
Bu kadar bilgiyi almis olmaniz kızın sizinle çikmasi için yeterli değil.Çünkü daha kız sizin ondan hoslandiginizi bile bilmiyor.Bunu kıza bir şekilde sölemeniz lazim.Ama nasıl?Tabi ki bizden.Sunu sakin unutmayin çikma teklifi olayin en önemli kisimlearindan biridir.Siz kızı ne kadar tavlarsaniz tavlayin📷kızın üzernde ne kadar büyük bir imaj birakirsaniz birakin kıza dogru yerde📷dogru zamanda ve dogru şekilde çikma teklif edemezseniz olayiniz biter.O yüzden bu bölümü çok ama çok dikkatli okuyun.
Bir kere en basta bilmeniz gereken şey kızların daima sürü halinde dolasan yaratıklar olduklaridir.Ve en bastada söyledigimiz gibi kızların en büyük korkusu arkadaşlarının alay konusu olmaktir.O yüzden çikma teklif edeceginiz kızı mutlaka yanliz basina yakalamalisiniz.Ama bunlar tuvalete bile birlikte giderler.O yüzden bir şekilde kızı sürüden ayirmaniz lazim.Bunu nasıl yapacaginiza gelince:
Önce kızın yanina gidin📷her zamanki klasik muhabbetinizi yapin.Ve kıza "Seninle biraz konusmamiz lazim" diyin.Bu cümlenin Türkçeye tam çevirisi "Benimle çikarmisin?" dir.Bütün kızlar bunun ne anlama geldigini bilir ve kız eğer konusalim derse olay bitti.Çikiyorsunuz.Ama kız "Ne konuscaz?" diye bir soru sorarsa daha kızı tavlayamamissiniz demektir.Sakin o gün çikma teklif etmeyin.Biraz daha ugrasmaniz lazim. Kurallarimizi bastan okuyun.Ama kızla konusmaniz lazi.Hemen ikinci kuralimizi uygulamaya sok ve basla uydurmaya:"Ahmet'e bugünlerde noluyor anlamiyorum.Bana çok soguk davraniyo.Sence ne yapmaliyim" diye bir soru yöneltirseniz kız asla killanmayacaktir.Kız sizi dinlemek için suratiniza salak salak bakmaya baslamissa konuya baslayabilirsiniz demektir.Burada yeri gelmisken uyaralim:Kızı ikna etmeniz gerekebilir ve bu soruyu ayni kıza ikinciye sorma sansiniz yok.O yüzden özellikle liseli arkadaslar için söylüyoruz:Kıza çikma teklif edeceginiz zaman ikinizinde vakti genis olmali.Yani 5 dakkalik tenefüste olacak bir is değil.Liseli arkadaslar ögle tatilinde yada okul çikisi bu ise kalkissalar kendileri açisindan çok daha iyi olur.Neyse📷Kız sizden bir şeyler anlatmanizi bekliyor.Zaten kizda biliyor o sırada sizin ne söyleyeceginizi ama salakliklarindan kaynaklanan bir şey olsa gerek bunu mutlaka sizin sölemeniz gerektigini düsünürler.Bu esnada sakin panik yapmayin. Direk olarak "Benimle çikar misin?" demek aptallagina ise hiç ama hiç kalkismayin. Kızın çikacagi varsa da çikmaz.Simdi derin bir nefes alin ve kıza dönüp aynen sunlari söyleyin📷sakin degistirmeyin.Bugüne kadar bu durumdayken bu cümleleri sarfettigimiz hiçbir kız bize hayir demedi."Bak Ayse(tabiki Ayse ismi burda örnek bunu degistirceksiniz )) sana uzun zamandir söylemek istedigim çok önemli bir şey var.Ben aslinda çok uzun zamandir senden hoslaniyorum.Benim küçük dünyama renk getirdin.Inan hiçbir kız bugüne kadar beni bu kadar etkileyememisti.Benimle romantik📷çilgin📷ve bir o kadar da zevkli bir ilişki yasamaya ne dersin?Ikimizinde çok mutlu olacagindan eminim." Bunlari duyan kız size mutlaka ama mutlaka "Aaa📷inanamiyorum çok sasirdim yani hiç beklemiyordum" seklinde karsilik verecektir.Inanmayin kesin triptir.Basta da söyledigimiz gibi kız zaten sizin ona ne soracaginizi basindan beri biliyordu.Neyse📷simdi eğer bu kızın size hemen cevap vereceginizi saniyorsaniz yaniliyorsunuz. Kız size burda kesinlikle "Biraz düsüniyim." diyecektir.Peki düsün diyin.Çünkü kızlar asla "hayir" diyecekleri erkeklere bu şekilde davranmazlar.Kızın eve gidince ne düsünecegi ise size kalmis.Yani kız burda "düsüniyim" dedi diye düsünecek sanmayin.Kızın eve gidince sizi düsünmesini saglamak sizin göreviniz.Peki bunu nasıl yapacaksiniz?Onu da açikliyoruz.
Kızlar bu lafi dedigimiz gibi sadece çikmak istedikleri erkeklere söylerler.Ama kız "düsiniyim" dedikten sonra size gelip "Ben düşündümde arkadas olarak kalmamiz ikimiz içinde daha iyi olur" diyorsa bunun sebebi sizin kızı düsünürken yanliz birakmis olmanizdan başka bir şey olamaz.Öyleyse neymis?Kız bizimle çikip çikmayacagini düsündügü sırada yanliz birakmayacakmisiz.Kızın bu süreyi istedigi kadar uzatma hakki vardir.Ama bu süre genellikle 3 gün ile 1 hafta arasında degisir.Simdi gelelim sizin bu süre içerisinde yapmaniz gerekenlere.
Öncelikle kıza mutlak jestlerde bulunun.Bu salaklari en çok etkileyen jest ise 90'lik bir kasete en romantik aşk şarkilarini çekip "Bak bu kaset düsünmene yardimci olacak.Bunu hazirlamak için 8 saat ugrastim ama degdi.Yalniz bu kasetin bir özelligi var:gece hava karardiktan sonra📷yanliz basinayken dinlemen lazim.Yoksa kasetten hiçbirsey anlamazsin" diyerek kıza vermektir.Gerçekte kız bunlari ne şekilde dinlerse dinlesin anlayacak bir beyin kapasitesine sahip degildir.Ama kızın gecenin bir saati karanlik bir odada ve yanliz basina sizin verdiginiz bir kaseti dinlemesi bile çogu zaman size "Evet" demesi için yeterli.Evinizde yillardir binbir güçlükle biriktirilmis 1500 albümden olusan bir slow müzik arsivi yoksa bunu yapmaniz pek olasi değil tabiki.Peki kasete hangi sarkilari koyacaksin?Tabiki bunuda biliyoruz ama onu da kendi zevkinize göre yapin artık.Ama dur ya simdi gidip saçma sapan sarkilar koyarsin falan.
Sen en iyisimi kendini sakata atma ve bize bir mail atta sana bir liste yollayalim.Var ya kullanicisini bizim kadar düsünen bir başka site yoktur serefsizim.Varsa bize de söyleyin de hemen bookmarklayalim.Ama sakin büyük bir salaklik yapip bizden kasedin çekilmis halini istemeyin. Ugrasacak zamanimiz yok.Zamanimiz olsa biliyorsunuz hiç sorun değil.Biz sana listeyi veririz sende büyük bir müzik markete gidip kasedi çektiririrsiniz. Kızın eve gidince sizi düsünmesini saglamak için yapilacak bir diğer önemli şey ise kıza daha önceden yazmis oldugunuz ask mektupslarini vermektir.Simdi siz ask mektubuda yazmayip onuda bizden isterseniz dayak yersiniz.Yazin artık yaa.Neyse bu mektuplarin içeriginide söyleyelim bari.Bu mektuplarda kıza nasıl deliler gibi aşık oldugunuzdan 📷gözlerinin güzelliginden📷ne kadar sempatik oldugundan geceler boyu nasıl onu düsündügünüzden falan bahsedin. Mektuplarin altina tarih ve hangi saatte yazilmis olduğunu yazmayi ihmal etmeyin.Ama mektuplari saat kaçta yazarsaniz yazin mektubun altina 02:47 gibi ve her mektupta degisen saatler yazin.Bu kızın kafasinda "Ulan bu çocuk bana galiba harbiden aşık📷baksana gecenin ikisine kadar beni düsünmüs📷aslinda fena çocukta değil hee📷bir kere çiksam mi acaba?Çikiyim çikiyim!" seklinde bir düsüncenin olusmasina neden olur. Siz bizi dinleyin.
Bu is için uygulanabilecek bir diğer yöntemse sürekli kızın yaninda "Düsünen adam" tribi yapmaktir.Ama bunu kızla konusurken degilde kız sizin yaninizde degilken yapmalisiniz.Mesela siniftasiniz diyelim.Bu tribi yapmak için en uygun yerler cam kenarlaridir.Gidin cam kenarina📷ellerinizi cebinize sokun ve uzun uzun uzaklara bakin.En geç 5 dakika sonra kız sizin yaniniza gelip "Neyin var?" diye soracaktir.Sakin burda "Kare as📷 sende ne var?" demeyin📷tiksiniyolar."Biseyim yok" diyin📷bir önceki aksam sabaha kadar sizin mektuplarinizi okuyan ve sizin verdiginiz kasedi dinleyen bu kız tabiki sorunun kendisi olduğunu anlayacaktir.ama bunu kıza siz daha fazla belli etmelisiniz.Çünkü kızların en basta "Biraz düsüniyim " derken ilk amaçlari sizi biraz süründürüp iliskide her zaman söz sahibi olmak istemeleridir.Sizde trip yaparak kıza "Tamam yeter artık çektirdigin📷yeterince sürünüyorum iste" bilinçalti mesajini vermis olursunuz.Kız sizin yaninizdayken minumum konusun.Ve sonra uffflayip📷 puflayarak ve inanilmaz derecede sikkin görünerek "Naptin?Bir karar verbildin mi?" diye sorun.Bunu yaparken sakin tribi bozmayin ve uzaklara bakin.Kız muhtemelen" Cevabim kesinlesmeye basladi ama izin verde biraz daha düsiniyim" diyecektir."Bunu duyduktan sonra o kızın sizin çikma teklifinizi kabul etme ihtimali %1.000.000'dur.Eve gidince bunu kutlarsiniz. Ama kıza sadece "Peki biraz daha düsün ama düsündügün her saniyenin benim için ölümden beter olduğunu aklindan çikartma olurmu?" diyin.Ertesi gün kız yaniniza gelip "Ben düsündümde📷aslinda denemekte fayda var" seklinde bir şeyler zirvalayacaktir.Bunun öztürkçesi "Evet kabul ediyorum ama seni her an birakabilirim" demektir."Iyi 30 gün dene begenirsen register edersin📷begenmezsen de beni hayatindan uninstall edersin " tarzi bir espri güzel olmakla birlikte kızın zeka seviyesi için gayet anlasilmazdir.O yüzden yapmayin.
Çatlasin tüm düsmanlaArtık benimde bir sevgilim var
Evet iste basardiniz artık sizinde bir sevgiliniz var.Siz kıza dönüp elinizi uzatin ve "Küçük dünyama hosgeldin!" deyin.O da patisini (pati:Kedi yada köpeklerin ön ayaklarina verilen ad) uzatacaktir.Çünkü küçükken onlari bu şekilde egitmislerdir.) Ve "Hosbulduk" diyecektir."Pişman olmayacagindan emin ol. Ikimizde çok mutlu olacagiz" diye ekleyin ve artık geyige baslayin.Daha önce de anlattigimiz seyleri uygulayarak kızla sürekli konusun. Yani uydurun.Artık daha feci uydurabilirsiniz.Kız tam bu siralarda size daha önce "hiç beklemiyordum" dedigini unutarak "En basindan beri biliyordum diyecektir" inanmayin.Ve daha önce telefonuna📷mailina📷posta kutusuna ve Icq'suna mesaj birakanin siz olup olmadığınizi soracaktir."Başka kim olabilir ki?" diye cevap verin.Hemen oraçıkta bir kağit kalem bulup kıza mail adresinizi📷Icq numaranizi📷ev ve cep telefonlarinizi verin.ister istemez sizi arayacaktir.Iste bu etabida basariyla geçtiniz.Ama işiniz bitmedi.Daha o kız sizin sevgiliniz değil.Önce bir kere çikmaniz lazim. Hadi bakalım )
6-ILK ÇIKMA=SIRAT KÖPRÜSÜ .)
Bu ilk çikma olayi tamamen bir sirat köprüsü gibidir.Geçerseniz sizi kimse tutamaz📷düserseniz olayiniz biter.O yüzden çok dikkatli olmaniz gerekir.Burada dikkat edilecek noktalarida size söylüyorum.Ulan varya ne biliyorsam hepsini anlatiyorum serefsizim.Siz bu yaziyi bitirdikten sonra hala kız tavlayamadiysaniz gözüme gözükmeyin! Neyse ne demistik?Heh!Bakin bu ilk çikilan gün inanilmaz önemlidir.Öncelikle📷kıza''hadi yarin suraya gidelimmi?'' sorusunu yöneltmeden önce yapmaniz gereken çok önemli bir şey var.Kızla nereye gideceginize karar verin!Büyük ihtimalle kızla gidilecek çok fazla yer bilmiyosunuzdur.Olsun📷bilmemek değil ögrenmemek ayip.kızla gideceginiz yere karar verirken sunlara çok dikkat edin:
Sakin kızla ilk bulusmanizda yemege gitmeye kalkmayin.Bunun birsürü sebebi var! Birincisi zaten kızın yaninda hiç bir şey yiyemezsiniz.Agzima ketçep bulastimi?Ulan bu garson niye benim manitaya bakiyor?Niye bu restaurantta peçete yok?Bisey sölesem kızın istahi kaçarmi acaba?Ve bunun gibi binlerce soru yemek boyunca beyninizde yankilanir.Bunun çok dogal bir sonucu olarak panik yaparsiniz ve korktugunuz basiniza gelir.Yani agziniza ketçap bulasir📷üzerinize yemek dökersiniz📷içecek bardagini devirirsiniz ve bütün bunlarin sonucunda kız sizi (hakli olarak)daha ilk bulusmada terk eder.O yüzden bunu aklinizdan çikarin.Hatta benim tavsiyem sadece ilk bulusmada değil📷kız ''Hadi yemege gidelim'' demeden hiçbir zaman bir yere yemege gitmeyin.Gidecekseniz de fast food bir restauranta gitmek ve hamburgeri ketçapsiz ve mayonezsiz yemeniz sizin için en hayirlisi.
2)Kızların hepsi inanilmaz lüks yerleri severler. Ve hepsinde yabancilara(özellikle avrupa) hayranlik vardir.O yüzden ilk bulusmaniz için en ideal yer avrupai bir şekilde dizayn edilmis bir cafe'dir.Eğer Istanbul 📷Ankara yada izmir'de oturuyorsaniz böyle bir cafe bulmak çok kolaydir.Özellikle Istanbul'da Kadiköy ve Istiklal caddesinde adim basi böyle yerler vardir.Böyle bir cafe'de sizi en çok edecek 2 şey vardir.
1.Fiyat listesi!Cafe'de 2-3 saat oturup bütün bir haftaliginizi oraya birakmak sizin caninizi oldukça sikacak.2.ise etraftaki güzel kızlar!Böyle cefelre gelen kızlar o kadar güzeldirki kafayi yersiniz📷sakin ilk çikmanizda başka kizlari kesmeyin.Kızı delirtirsiniz.Kizda sizi terkeder.Bu arada belirtilmesi gereken bir diğer noktada bu gibi cafelerin %90'ina girebilmek için sevgilinizin(yada başka bir kız)olmasi gerektigidir. Burada nasıl davranacaginizi ise ''Cafe'de nasıl davranilir?'' bölümünde uzun uzun inceleyeceğiz.
Kızla bulusacaginiz yerle gideceginiz cafe arasında asla fazla mesafe olmasin!Yok yere bir de taksi parasi vermeyin.
Kıza sakin" Su cafe'ye gitcez "demeyin.Önce kıza ''Yarin bulusup gezelim mi?''diye sorun.O da size''Nereye gitcez?'' sorusunu yönelticektir.Sizde ''Sen bilirsin ya!'' Bana her şey uyar tribine girin.Kızlar bu tribe karsilik genelde''Sen karar ver'' der. Ama bazı kızların (nadir de olsa)"Suraya gidelim orasi çok güzel" dedigi de görülmüstür.Eğer kız "Sen karar ver"derse sizin zaten hazirda gitmeyi düsündügünüz bir cafe var!Ama kız" Şuraya gidelim!" derse📷 hemen dedigi yere gidin ve bir önarastirma yapin.Bunun neden gerektigi ise bir örnekle açiklayayim!Hadi diyelim ki siz oraya ilk defa gidiyorsunuz. Garson geldi"Ne alirdiniz" diye sordu.Sizde mesela kahve söylediniz.Kahve geldi ama fincanin yaninda seker yok. Ne yapacaksin simdi? Yaninda kız var o yüzden garsona"Abi bana seker getirirmisin?" de diyemezsin.O aci kahveyi içmek zorunda kalirsin.Zaten heyecanlisin!Ama bir gün önceden ayni cafe'ye gitmis olsaydin bu cafede sekerin masada bulundugunu biliyor olcaktin.Yaninda kız oldugu için heyecandan göremedin.Dedigim gibi📷benim sözümü dinle ve kız böyle bir şey derse git cafe'yi bir kontrol et
Kızla bulusacaginiz saati çok iyi seçin.Bu kızların hepsinin aksam ezani okunurken evde olma mecbureyeti vardir.O yüzden en geç öglen1'de bulusun.O gün ne giyeceginize çok önceden karar verin.Sonra bir eau toillete (bak parfüm diyil) alin.Bu size çok lazim olacak!Ben orjinal bürüt 'ü tavsiye ederim(hayir bay salak Brut bana reklam için para vermedi.Sadece kizlari çok feci azdiriyo!)Sakin eau toillete'i fazla sikmayin📷çünkü bunun tek özelligi kokusunun erkekler tarafindan alinamamasi.Ve fazla sikarsaniz kızı rahatsiz edersiniz.
Son olarak📷ilk bulusmaya giderken sakin yaninizda prezervatif götürmeyin.Nasıl olsa hiçbirsey yapamayacaksiniz Verdiginiz paraya yazik.Simdi artık kızla çikmaya hazirsiniz
7-CAFEDE NASIL DAVRANILIR?
Tüm bunlari uyguladiktan sonra olayin pis kismina gelmis bulunuyoruz.Cafe'ye gittiniz.Kapiyi açin önce kız geçsin!Sonra uygun bir yer bulup oturun. Kızla havadan sudan ilk muhabbeti yapin.Bu sırada garson çoktan gelmis olacak.Size büyük ihtimalle Anabritanika ansiklopedisi gibi birer menü verecekler.Bu tarz cafelerde en uyuz konu "ne alacam lan ben simdi?"sorusudur.Bunuda açikliyorum!Sakin kıza hava aticam diye bilmediginiz bir şey ismarlamayin!Mesela Guatemela Kahvesi diye bir şey gördün ve onu istedin diyelim.Direk babalara gelirsin!Çünkü bu kahve filtre kahvedir ve özel bir makinayla birlikte masaya gelir.O makinaya 5 dakika sonra basip kahveni fincana koyarsin.Ama eğer biraz fazla basarsan makina fiskirir.Buda kızın sizi terketmesi için yeterli bir neden.Neymis bilmedigimiz seyleri söylemiyormusuz.Ayrica erkekler tarafindan yapilan en büyük aptalliklardan biride kız bir şey istedikten sonra "Aynisindan" demektir.Sakin böyle bir seye kalkismayin.Siz en iyisi menüyü uzun uzun inceledikten sonra çay içmek istediginizi söyleyin!Garson "Ne çayi?" diye sorarsa "Rize çayi" diyin bu hem kızı güldürür hemde Rize çayi çok güzel bir çaydir.Niye içeceklerden bahsettigimizi de açikliyayim.Bu tarz cafe'ler inanilmaz pahalidir.Yani az önce söylediginiz çay bile sizi finalsal açidan göçertir.O yüzden başka bir seye özenmeyin. Efendi gibi için çayinizi!
Siparisinizi verdiniz📷sira geldi konusulacak konulara.Öncelikle konusurken sürekli gözlerinin içine bakin!Ve sakin masadaki bir seyle oynamayin.Ilk bir kaç dakika geyik yapin📷okuldan📷derslerden bahdedin! Sonra da o gün neden orada oldugunuzu kıza açiklayin.Yani ondan ne kadar çok hoslandiginizdan falan bahsedin. Ama sakin Bu sırada geyige vermeyin.Kız en geç bu dakikalarda sizin ondan önce kaç kızla çiktiginizi soracaktir.Hiç tereddüt etmeden "15-16" diyin.Kız zaten bu eski iliskileri biziklamaz ama olaki sorarsa ikinci kuralimizi uygulayip uydurun.Diyoruz olum salak bunlar📷kesinlikle uydurdugunuzu düsünmeyeceklerdir.Ama mesela tutup ta kıza gerçegi söylerseniz📷yani ilk çiktiginiz kızın o olduğunu ögrenirse direk olarak sizi terkeder.Kızlar acemi erkekleri hiç sevmez.O yüzden siz beni dinleyin ve uydurun.
Kızla ilk bulusmanizda asagidakine benzer bir konusma yapin. "Inan her an📷seni düsünüyorum📷o güzel gözlerini düsünükçe tarifi imkansiz bir huzur doluyor içime📷hele gülüsün yok mu ; karanlik gecelerin soguk rüzgarlarinda donmaktan koruyabilecek tek ates misali isitiyor içimi.Birden hayatim degisti📷inan senden önce bu kadar fazla iliskim olmasina ragmen hiç kimseyi bu kadar sevmedim.Ne olur sen son ol.Diğerleri gibi ihanet etme bu büyük sevgime..." Bunu uydurabilme kabiliyetinize göre arttirin.Kızın gözlerinin içinin parladiginin ve gitgide size daha yakin davranmaya basladiginin farkina varacaksiniz.Bu konusma kızın sizi aklindan çikaramamasini saglayacak olan bir bilinçalti komutudur.Denenmis ve sonuçlarda herhangi bir aksakliga rastlanmamistir.Yalniz bu konusma kızın sizi en fazla iki gün düsünmesini saglar📷daha sonra kız bunlarin hepsini unutur (salaklarin beyin kapasitesi biz erkekler gibi yillar önce olan bir konusmayi bile hatirlayacak kadar genis degildir) Bu yüzden konusmanin 2 günde bir tekrarlanmasi iliskinin gelecegi açisindan çok önemlidir.
Baya bir konusup kızın eve gidince de sizi düsünmesini sagladiktan sonra artık cafeden ayrilma vakti gelmistir.Iste olayin en pis tarafi!Nasıl hesap istiyceksin?Garsonu masaya çagirip alçak sesle " Hesabi alabirmiyim?" diyin.Kız milleti hesap gelince hemen atlar "Ben veriyim " diye.Sakin bunu ciddiye almayin.Kesin trip yapiyordur.Kız milleti gittiginiz her yere hesabi sizin ödeyeceginizi düsünerek gider.Ama hesap geldiginde ezilmemek içinde "Ben veriyim" tribine girerler. Bunun her zaman trip için yapildigini sakin unutmayin.Hesabi özellikle ilk seferde mutlaka siz ödeyin.Kız kesinlikle itiraz edecektir📷bu durumda da 📷eğer kız çok israr ederse "Bir dahaki sefere sen ödersin" diyip konuyu kapatin
8-KIZA KUMPAS KURMA
Tamam kızı tavladiniz📷bir kere çiktiniz ama daha adam olamadiniz.Simdi sira geldi kıza kumpas kurma yöntemlerine! Zira siz bu kadar seyi gidip kızla cafede bir bardak çay içmek için yapmadiniz herhalde) Sizin amaciniz bastan beri belli.Simdi gelelim bu amacinizi gerçeklestirmeniz için gereken taktiklere.
Öncelikle bilmeniz gereken şey;sizin daha önceden BULVAR gazetesinin verdigi eklerde ve bilumum aaaaa dergilerin forum köselerinde okudugunuz fanaaailerin gerçek hayatla hiçbir alakasi olmadığıdir.Bunlar tamamen uydurma seylerdir.Kız asla ve asla size kumpas kurup sizi eve atmaz.Bunu sizin yapmaniz lazim.
Kızla sevismek istiyorsaniz kızların her zaman için "Millet görse ne der?" kaygisi sahibi olduklarini kesinlikle aklinizdan çikarmamalisiniz.Bu yüzden daha öncede söyledigimiz gibi sakin kızı topluma açik mekanlarda taciz etmeyin.Dahada önemlisi kızı sakin kendi arkadaslarinin yaninda taciz etmeyin.Zaten istesenizde yapamazsiniz.Bunu bilen kız milleti genellikle sizinle basbasa kalmamak için elinden geleni yapar ve bulusmalariniza genellikle kendisinden çok daha salak bir arkadasiyla beraber gelir.Kızı yalamak istiyorsaniz öncelikle bu ultra salak arkadasi(ki biz buna halk arasında kuyruk diyoruz) egale etmek gerekir.
Kız bulusmalariniza yaninda kuyrukla geliyorsa kisasa kisas deyin ve sizde bulusmalariniza kankanizla beraber gidin.Bu kankaniza gitmeden önce "oglum benim manitanin bir kız arkadasi var;ben onu sana ayarladim ama is artık tanismaniza kaliyor.Kız biraz salak gibi gözüküyor ama bakma sen📷benim hatun onun için inanilmaz azgin dedi.Bu kiyagimida unutma heee!"seklinde gaz verin.Tamam kabul ediyoruz bu biraz :-):-):-):-)lige girer ama naabalim artık.Bu kankanizla birlikte gittiginiz bulusmanizda kızı "Gel bakiyim sana ne anlaticam" seklinde bir hitap sekli kullanarak soteye çekin. Ondan sonra yavas yavas saçlarini oksayip kulagina onu ne kadar çok sevdiginizi fisildayin.Önemli not📷akin kızın kulagina tükürme gafletine düsmeyin. Sonra yavas yavas ellerinizle kızın boynunu oksayin.Bu sırada kızın kulagina onunla ne kadar mutlu oldugunuzu fisildayin.Bu sırada yillarin abazani bünyeniz daha bir azacak vücudunuzdaki bütün kan ayni yere toplandigindan dolayi beyninize kan gitmeyecek ve düsünemeyeceksiniz.O yüzden simdiden hatirlatiyoruz.Sakin ola bu esnada fazla ileri gitmeyin.Siz zaten az önce yaptiklarinizla kızı azdirdiniz.Kız eve gittiginde sürekli sizin dokunuslarinizi düsünecek ve kendinden geçecektir.Ama su an sizin dönmenizi bekleyen iki büyük soruna sahipsiniz: kankaniz ve ultra salak kuyruk)) Onlari daha fazla bekletirseniz killanir ve yaniniza gelirler.Bu da sizin açinizdan çok kötü olur.Siz nasıl olsa amaciza ulasip📷kıza "seninle yatmak istiyorum"bilinçalti mesajini verdiniz.Eğer bulusmalariniza kuyrukla geliyorsa bu problemide astiniz.
Kızlar genellikle ne kadar azgin olurlarsa olsunlar(ki hepsi zannettiginizden daha azgindir.) bunu size belli etmemek için ellerinden gelen her seyi yaparlar.Ama kızı bir şekilde tufaya getirip📷toplum içerisinden uzaklastirip basbasa kalmayi basarabilirseniz hayatinizin en büyük dumurunu yasarsiniz.Çünkü bu salak kız milleti etrafinizda başka birileri varken sürekli"ayy yapma📷lütfen!" tribine girmelerine ragmen bas basa kaldiginizda resmen üstümüze atlarlar!asiul is kızla gerçek manada basbasa kalabilmektedir.Bunu nasıl yapacaginizida açikliyoruz.Ulan varya size yaptigimiz kiyagin haddi hesabi yok serefsizim :)

Devam edecek...
submitted by yennicheri to KGBTR [link] [comments]


2020.06.07 02:19 karanotlar Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı

Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı
https://preview.redd.it/03231g4bsd351.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=fa03d3d71cf7ec53a8f54d5bacaebd8a060efb2c
Dünyada sadece tek bir medeniyet var
Mark Zuckerberg insanlığı çevrimiçi ortamda birleştirme hayalleri kurarken, son zamanlarda çevrimdışı diyarda cereyan eden olaylar “medeniyetler çatışması” tezinin ateşini körükledi. Pek çok âlim, siyasetçi ve sıradan vatandaş Suriye iç savaşı, IŞİD’in peydahlanması, Brexit’in yarattığı kargaşa ve Avrupa Birliği’nde yaşanan istikrarsızlık gibi konuların hepsinin “Batı Medeniyeti”yle “İslam Medeniyeti” arasındaki çatışmadan kaynaklandığına inanıyor. Batı’nın Müslüman milletlere demokrasi ve insan hakları getir-me girişimleri şiddetli bir İslami tepkiye yol açtı ve Müslüman göçü dalgası beraberinde gerçekleşen İslami terör saldırıları sonucu Avrupalı seçmenler çokkültürlülük hayallerini rafa kaldırıp yabancı düşmanı yerel kimliklere meyletmeye başladı.
Sözkonusu teze göre insanlık ezelden beri birbiriyle uzlaşması mümkün olmayan dünya görüşlerine sahip bireylerin oluşturduğu farklı medeniyetlere ayrılmıştı. Bu birbiriyle bağdaşmayan dünya görüşleri medeniyetlerarası çatışmayı kaçınılmaz kılıyordu. Nasıl ki tabiatta farklı türler doğal seçilimin acımasız yasaları doğrultusunda hayatta kalmaya çalışıyordu, medeniyetler de tarih boyunca defalarca çatışmış ve sadece en güçlü olanlar hayatta kaldığından olan biteni onlar aktarmıştı. Bu amansız hakikati göz ardı edenler, ister liberal siyasetçiler ister akılları beş karış havada mühendisler olsun, hatalarının ceremesini çekeceklerdi.’ “Medeniyetler çatışması” tezinin pek çok siyasi çıkarımı var. Tezin savunucuları “Batı”yla “Müslüman âlemi” birleştirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısızlığa mahkûm olduğunu ileri sürüyor. Müslüman ülkeler asla Batı’nın değerlerini benimsemeyecek, Batılı ülkeler de asla Müslüman azınlıkları özümsemeyi başaramayacak. Buna istinaden ABD, Suriye veya Irak’tan gelen göçmenleri kabul etmemeli ve Avrupa Birliği de çokkültürlü-lük yanılgısından kurtulup göğsünü gere gere Batı kimliğine bürünmelidir. Uzun vadede doğal seçilim sınavından sadece tek bir medeniyet geçecektirve Brüksel’deki bürokratlar Batı’yı İslam tehlikesinden korumayı reddediyorsa o vakit Birleşik Krallık, Danimarka ya da Fransa bu işin altından kendi başına kalkmalıdır.
Oldukça yaygın olsa da hatalı bir tezdir bu. Aşırı İslam ciddi bir tehlike arz ediyor olabilir ama tehdit ettiği “medeniyet”, Batı’ya özgü bir fenomen değil tüm dünya medeniyeti. IŞİD, İran’la ABD’yi ona karşı birlik olmaya boşuna itmedi. Ayrıca ortaçağdan kalma tüm fantezilerine rağmen, aşırı İslamcılar bile sırtlarını 7. yüzyıl Arabistan kültüründen ziyade çağdaş küresel kültüre dayıyor. Ortaçağ çiftçi ve tüccarlarının değil dışlanmış modern gençlerin korku ve umutlarına hitap ediyorlar. Pankaj Mishra ve Christopher de Bellaigue’un güçlü bir şekilde ortaya koyduğu üzere, radikal İslamcılar Hz. Muhammed kadar Marx ve Foucault’dan da etkilenmiş, Emevi ve Abbasi halifeleri kadar 19. yüzyıl Avrupalı anarşistlerinin de mirasını devralmışlardır. Dolayısıyla IŞİD’i dahi gökten inmiş esrarengiz bir ağacın meyvesi gibi değil de hepimizin paylaştığı küresel kültürden türemiş kötü bir tohum şeklinde düşünmek daha doğru olur.
Daha da önemlisi “medeniyetler çatışması” tezine dayanak olarak tarihle biyoloji arasında kurulan alegori yanlış. Küçük kabilelerden devasa medeniyetlere kadar her tür insan topluluğu hayvan türlerinden esas itibarıyla farklıdır ve tarihsel çatışmalar doğal seçilimden büyük farklılıklar gösterir. Hayvan türleri binlerce yıl sağlam kalan nesnel kimliklere sahiptir. Şempanze mi goril mi olduğunuz inançlarınıza göre değil genlerinize göre belirlenir ve farklı genler başka toplumsal davranışlar dayatır. Şempanzeler dişi erkek karışık gruplar halinde yaşar. İktidar için her iki cinsiyetten destekçilerin ittifakını sağlayarak yarışırlar. Buna karşın gorillerde tek bir baskın erkek, dişilerden oluşan bir harem kurar ve lider genellikle konumunu sarsma tehlikesi taşıyan diğer erkekleri kovar. Şempanzeler gorillere özgü toplumsal düzenlemeleri benimseyemez, goriller şempanzeler gibi örgütlenemez ve bildiğimiz kadarıyla şempanze ve gorillerin kendilerine özgü toplumsal sistemleri onyıllardır değil yüz binlerce yıldır süregelmiştir. İnsanlarda buna benzer bir şey göremeyiz. Evet, insan topluluklarının da kendilerine has toplumsal sistemleri var ama bunları belirleyen genler değil, ayrıca birkaç yüzyılı aşkın süre boyunca sağlam kalan birsistem de pek yok.
Örneğin 20. yüzyılda yaşayan Almanları ele alalım. Yüz yıldan kısa bir süre içinde Almanlar kendilerini altı farklı sistem içerisinde teşkilatlandırdı: Ho-henzollern Hanedanı, Weimar Cumhuriyeti, Üçüncü Reich, Alman Demokratik Cumhuriyeti (namıdiğer komünist Doğu Almanya), Almanya Federal Cumhuriyeti (namıdiğer Batı Almanya) ve son olarak yeniden birleşen demokratik Almanya. Elbette Almanlar Almanca konuşmayı, bira içip bratwurst yemeyi sürdürmüştür. Ama Almanları tüm diğer milletlerden ayıran kendilerine has ve II. Wilhelm’den Angela Merkel’e kadar değişmeden kalmış bir öz var mı? Ve böyle bir şey buldunuz diyelim, o şey bin ya da beş bin yıl önce de var mıydı?
Yürürlüğe girmeyen Avrupa Birliği Anayasası Önsözü, “Avrupa’nın ihlal edilemez ve şahısların elinden alınamaz insan hakları, demokrasi, eşitlik ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin oluşmasına temel sağlayan kültürel, dini ve insani mirasın” esas alındığını ifade ederek başlıyor.’ Bu söylem doğrultusunda Avrupa medeniyetini insan hakları, demokrasi, eşitlik ve özgürlük ilkelerinin belirlediği izlenimini edinebiliriz rahatlıkla. Antik Atina demokrasisiyle günümüz Avrupa Birliği arasında doğrudan bir bağlantı kurarak Avrupa’nın 2500 yıllık özgürlük ve demokrasi geleneğini öven pek çok söylev bulunur.
Durum filin kuyruğunu tutup fil denen hayvanı bir çeşit fırça sanan kör adamın hikâyesinden farksız. Avrupa’nın yüzlerce yıldır demokratik fikirler barındırdığı doğru ama bu fikirler hiçbir zaman bütünlüklü değildi. Atina demokrasisi tüm görkemine ve yarattığı etkiye karşın sadece iki yüz yıl hayatta kalabilmiş ve Balkanlar’ın ufak bir köşesinde isteksizce uygulanmış bir deneyden ibaretti. Avrupa medeniyeti geçtiğimiz 2500 yıl boyunca demokrasi ve insan haklarının beşiği olduysa, Sparta ile Jül Sezar’ı, Haçlılar ile Konkistadorlar’ı, Engizisyon ile köle ticaretini, XIV. Louis ile Napolyon’u, Hitler ile Stalin’i nereye oturtacağız? Bunların hepsi yabancı medeniyetlerden gelen davetsiz misafirler mi? Esasen Avrupa medeniyetini Avrupalıların ona yüklediği anlam belirliyor; nasıl ki Hıristiyanlığı Hıristiyanların Hıristiyanlığa yüklediği anlam, İslam’ı Müslümanların İslam’a yüklediği anlam, Yahudiliği Yahudilerin Yahudiliğe yüklediği anlam belirliyorsa. Ve bu medeniyete yüzyıllar içinde son derece farklı anlamlar yüklenmiş. İnsan topluluklarını süregiden herhangi bir şeyden ziyade uğradıkları değişimler tanımlar ama insanlar hikâye anlatma becerileri sayesinde kendilerine her koşulda kadim bir kimlik yaratmayı başarırlar. Ne tür devrimler yaşanırsa yaşansın insanlar genellikle eskiyle yeniyi aynı potada eritirler. Bireyler bile devrim niteliği taşıyan şahsi değişimlerini anlamlı ve güçlü bir hayat hikâyesi oluşturacak şekle sokabilir: “Bir zamanlar sosyalisttim ama sonra kapitalist oldum; Fransa’da doğdum ama şimdi ABD’ de yaşıyorum; evliydim ama boşandım; kansere yakalandım ama iyileştim.” Aynı şekilde Almanlar gibi bir topluluk da kendilerini geçirdikleri deneyimler üzerinden tanımlayabilir: “Bir zamanlar Naziydik ama dersimizi aldık ve artık barış yanlısı demokratlarız.” Önce 11. Wilhelm, sonra Hitler ve son olarak da Merkel dönemlerinde kendini gösteren nevi şahsına münhasır bir Alman niteliği aramaya gerek yok. Alman kimliğini belirleyen, bu kökten dönüşümlerin ta kendisi. 2018′ de Almanlık liberal ve demokrat değerleri savunurken Naziliğin ağır mirasıyla cebelleşmek demek. 2050’de ne anlama gelir kim bilir.
İnsanlar çoğunlukla, özellikle de konu temel siyasal ve dini değerler olunca, bu değişimleri görmezden gelir. Sahip olduğumuz değerlere yedi ceddimizden kalma kıymetli miraslarmış muamelesi yaparız. Ne var ki böyle yapabilmemizin yegâne sebebi ceddimizin ölüp gitmiş ve söz alamayacak olmasıdır. Örneğin Yahudilerin kadınlara karşı tutumunu ele alalım. Günümüzde aşırı Ortodoks Yahudiler kamusal alanda kadın imgesine yer verilmesine izin vermiyor. Aşırı Ortodoks Yahudilere yönelik reklamlarda sadece erkeklere ve erkek çocuklara yer veriliyor; kadınlar ve kız çocukları asla kullanılmıyor.
2011’de aşırı Ortodoks tandanslı Brooklyn gazetesi Di Tzeitung, Usame bin Ladin’in ikamet ettiği komplekse düzenlenen baskını izleyen ABD’li devlet görevlilerinin fotoğrafını, fotoğraftaki Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da dahil, kadınları dijital yöntemle silerek yayınlayınca bir skandal patlak vermişti. Gazete daha sonra yaptığı açıklamada, Yahudi “tevazu kaideleri” gereği böyle yapmak zorunda kaldıklarını söylemişti. Benzer bir skandal Ha-Mevaser gazetesi Charlie Hebdo katliamının ardından düzenlenen gösteride çekilmiş bir fotoğraftan Angela Merkel ‘i, olur da Merkel ‘in resmi sadık okurlarının zihnine şehvet tohumları ekerse diye çıkarınca yaşanmıştı. Başka bir aşırı Ortodoks gazetenin yayıncıları da bu davranışı desteklemiş, “Arkamızda binlerce yıllık Yahudi geleneği var,” diye açıklamıştı.
Kadınların görülmesinin en ciddi şekilde yasaklandığı yer de sinagoglar. Ortodoks sinagoglarında kadınlar erkeklerden itinayla ayrı tutuluyor ve dua eden ya da Kutsal Kitap okuyan erkekler ezkaza kadın bedeni görmesin diye bir perdenin arkasında yer alan sınırlı bir alanda duruyorlar. Peki ama tüm bunlar binlerce yıllık Yahudi geleneğine dayanıyorsa, arkeologlar İsrail’deki Mişna ve Talmud dönemlerinden kalma antik sinagogları kazdı-ğında ortaya çıkan gerçekleri, cinsiyet ayrımına dair hiçbir kanıt bulunmamasından öte, kimi yarı çıplak denilebilecek kadınların resmedildiği güzide yer mozaiklerini ve duvar resimlerini ne yapacağız? Mişna ve Talmud’u kaleme alan hahamlar bu sinagoglarda dua edip çalışmış ama günümüz Ortodoks Yahudileri bunları günah, dine hakaret ve eski geleneklere saygısızlık olarak değerlendiriyor.
Eski geleneklerin bu minvalde çarpıtılmasına dair örneklere her dinde rastlanır. IŞİD, İslam’ın özgün ve saf haline dönmekle övünür ama aslında yepyeni bir İslam anlayışları var. Eski kutsal metinlerden alıntı yaptıkları doğru ama hangi metinleri kullanıp hangilerini göz ardı edecekleri ve alıntıladıkları kısımları nasıl yorumlayacakları hususunda ihtiyatlı davranıyorlar. Esasen kutsal metinleri işlerine geldiği gibi yorumlama tavırları da başlı başına çağdaş bir olgu. Bilindiği üzere, tefsir, eğitim görmüş ulema sınıfının, Kahire’deki El-Ezher gibi saygın kurumlarda İslam hukuku ve teolojisi çalışan âlimlerin tekelindeydi. IŞİD liderlerinin pek azı böyle bir eğitime sahip; ulema sınıfının en saygın mensupları, Ebu Bekir el-Bağdadi ve şürekâsını cahil ve azılı mücrimler olarak görüp kınıyorlar.
Bu durum IŞİD’i, kimilerinin iddia ettiği gibi “İslam dışı” ya da “İslam karşıtı” kılmıyor. Barack Obama gibi Hıristiyan liderlerin kalkıp Ebu Bekir el-Bağdadi gibi Müslümanlığı kimlik edinmiş kişilere Müslüman olmanın ne demek olduğunu anlatmaya cüret etmesi de son derece ironik.8 İslam’ın özüne dair hararetli tartışmaların hiçbir anlamı yok. İslam’ın belli bir DNA’sı yoktur. Müslümanlar ona ne anlam atfederse İslam da o anlama gelir.9
Almanlar ve goriller İnsan gruplarıyla hayvan türlerini birbirinden ayıran çok daha keskin bir fark var. Türler çoğu kez ayrılır ama asla birleşmez. Yedi milyon yıl kadar önce şempanze ve gorillerin ortak bir atası vardı. Bu tek ata türü zamanla kendi farklı evrimsel yollarını tutan iki popülasyona ayrıldı. Böyle bir sürecin bir kez gerçekleştikten sonra geri dönüşü yoktur. Farklı türlere ait canlılar çiftleştiğinde kendi aralarında üreyebilen yavrular doğuramadığından, türlerin kaynaşması mümkün değildir. Goriller şempanzelerle, zürafalar fillerle, köpekler kedilerle birleşemez.
Bunun aksine insan kabileleri zaman içinde gittikçe daha büyük gruplar meydana getirecek şekilde kaynaşma eğilimindedir. Çağdaş Almanlar kısa bir süre öncesine kadar birbirinden pek haz etmeyen Saksonlar, Prusyalılar, Svabyalılar ve Bavyeralıların birleşmesiyle oluşmuştur. Denildiğine göre, Otto von Bismarck (Darwin’in Türlerin Kökeni eserini okuduktan sonra) Avusturyalılarla insan arasındaki kayıp halkanın Bavyeralılar olduğunu ifade etmiştir.’0 Fransız halkı Franklar, Normanlar, Bretonlar, Gaskonlar ve Provanslıların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Kanalın diğer tarafında da İngiliz, İskoç, Galli ve İrlandalıların (isteseler de istemeseler de) kay-naştırılmasıyla Britanyalılar meydana gelmiştir. Çok geçmeden Almanlar, Fransızlar ve Britanyalılar da kaynaşıp Avrupalıları oluşturabilir.
Londra, Edinburgh ve Brüksel’de yaşayan insanların bugünlerde güçlü bir biçimde fark ettiği üzere birleşmeler her daim ebedi olmuyor. Brexit hem Birleşik Krallık hem de Avrupa Birliği’nin eşzamanlı olarak çözülmesini pekâlâ tetikleyebilir. Ancak uzun vadede tarihin ne yönde seyredeceği belli. On bin yıl önce insanlık sayısız münferit kabileye bölünmüş durumdaydı. Geçen her bin yıl bu parçalar daha büyük yığınlar meydana getirecek şekilde iç içe geçti ve birbiriyle bağlantısı bulunmayan medeniyetler giderek azaldı. Kalan birkaç medeniyet de tek bir dünya medeniyetine dönüşecek şekilde kaynaşıyor. Siyasi, etnik, kültürel ve ekonomik ayrımlar hâlâ var ama bunlar asli birliği bozmuyor. Hatta kimi ayrımları mümkün kılan da bu geniş ve kapsamlı ortak yapı. Mesela ekonomide, herkes aynı piyasaya iştirak etmezse işbölümü başarıyla sağlanamaz. Bir ülkenin otomobil veya petrol üretiminde uzmanlaşması ancak buğdayve pirinç üreten başka bir ülkeden gıda ürünü temin edebiliyorsa mümkündür.
İnsanların birleşme sürecinin iki belirgin biçimi var: farklı zümreler arasında bağlantı kurmak ve zümreler arasındaki faaliyetleri homojenleştirmek. Oldukça farklı davranmaya devam eden zümreler arasında bile bağlantılar kurulabilir. Hatta can düşmanı zümreler arasında bile bağlantı kurulabilir. İnsanlar arasındaki en kuvvetli kimi bağlar bizzat savaşla kurulur. Tarihçiler, küreselleşmenin 1913’te zirveye ulaştığını, ardından dünya savaşları ve Soğuk Savaş sırasında uzunca bir süre düşüşe geçip ancak 1989’dan sonra yeniden yükselmeye başladığını iddia ederler çoğunlukla. ” Bu tespit ekonomik küreselleşme açısından doğru kabul edilebilir ama fark içermekle beraber aynı derecede önem taşıyan askeri küreselleşmeyi göz ardı eder. Fikirlerin, teknolojilerin ve insanların dört bir yana yayılma hızı ticaretten çok savaşla artar. 1918’de ABD’nin Avrupa’yla bağı 1913’e nazaran daha güçlüydü ve iki dünya savaşı arasındaki dönemde uzaklaşan tarafların kaderi 11. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’la ayrılmaz bir şekilde iç içe geçti.
Ayrıca savaş insanların birbirine ilgisini körükler. ABD’nin Rusya’ya duyduğu ilgi Soğuk Savaş döneminde doruğa ulaşmış, Moskova koridorlarında biri öksürse Washington merdivenlerinde bir koşuşturma başlar olmuştu. İnsanların düşmanlarına duyduğu alaka ticaret ortaklarına duyduklarını katbekat aşar. Vietnam hakkında çekilmiş filmlerin sayısı, Tayvan hakkındaki filmlerin sayısını en az elliye katlar.
Ortaçağ olimpiyatları 21. yüzyılın başında dünya farklı zümreler arasında bağlar kurulmasının çok ötesine geçti. Dünyanın farklı yerlerindeki insanlar birbiriyle iletişim kurmakla kalmayıp giderek daha çok benzer inanç ve davranış biçimlerini benimsemeye başladılar. Bin yıl önce gezegenimiz düzinelerce farklı siyasi modele elverişli topraklara sahipti. Avrupa’da bağımsız şehir devletleri ve ufak çaplı teokrasilerle çekişen feodal beyliklerle karşılaşabilirdiniz. İslam dünyasında evrensel hâkimiyet iddiası taşıyan bir halife bulunsa da krallıklar, sultanlıklar ve emirlikler de mevcuttu. Çin imparatorları kendilerini tek meşru siyasi merci olarak görüyor, kabilelerin oluşturduğu birlikler Çin’in kuzeyiyle batısında birbiriyle çatışıp duruyordu. Hindistan ve Güneydoğu Asya’da rejim çeşitliliği hüküm sürerken Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya’daki adalar boyunca hem küçük avcı toplayıcı gruplar hem de genişleyen imparatorluklar yer alıyordu. Bırakın uluslararası yasaları, komşu insan gruplarının bile ortak diplomatik prosedürler üzerinde anlaşamamasına şaşırmamak gerek. Her toplumun kendi siyasi paradigması bulunuyordu ve yabancı siyasi kavramları anlayıp bunlara saygı göstermeleri zordu.
Aksine günümüzde her yerde kabul edilen tek bir siyasi paradigma var. Gezegenimiz iki yüz bağımsız devlete bölünmüş durumda ve bu devletler aynı diplomatik protokoller ve ortak uluslararası hukuk konusunda genellikle uzlaşıyor. İsveç, Nijerya, Tayland, Brezilya; hepsi atlaslarımızda aynı tip renkli şekiller halinde gösteriliyor; hepsi Birleşmiş Milletler üyesi; pek çok farklılık barındırsalar da hepsi aynı hak ve ayrıcalıklara sahip egemen devletler olarak tanınıyor. Aslında hepsi temsil organları, siyasi partiler, genel oy hakkı ve insan haklarına en azından simgesel bir inancı da içine alan pek çok ortak siyasi anlayış ve uygulamaya sahipler. Londra’da ve Paris’te bulunduğu gibi Tahran’da, Moskova’da, Cape Town’da ve Yeni Delhi’de de bir meclis bulunuyor. İsraillilerle Filistinliler, Ruslarla Ukraynalılar, Türklerle Kürtler küresel kamuoyunun kendi taraflarını tutması için yarışırken hep aynı söylemi; insan hakları, bağımsız devlet ve uluslararası hukuktan dem vuran söylemi kullanıyorlar. Dünya belki “başarısız devletler” silsilesinden payını almıştıramabildiği tek bir başarılı devlet paradigması vardır. Dolayısıyla küresel siyaset Anna Karenina prensibine göre işliyor: başarılı devletlerin hepsi aynı ama tüm başarısız devletler baskın siyasi formülün şu veya bu içeriğini eksik bıraktıkları için kendilerine has bir biçimde başarısız oluyor. Kısa bir süre önce IŞİD bu formülü toptan reddedip tamamıyla bambaşka, evrensel halifeliği esas alan bir siyasi varlık göstermek istemesiyle dikkat çekti. Fakat tam da bu sebeple başarısız oldu. Pek çok gerilla hareketi ve terör örgütü yeni ülkeler kurmayı ya da var olanları ele geçirmeyi başardı. Ama bunu yapabilmelerinin sebebi küresel siyasi düzenin temel ilkelerini kabul etmeleriydi. Taliban bile uluslararası arenada bağımsız Afganistan’ın meşru hükümeti olarak tanınmanın peşine düştü. Şimdiye kadar küresel siyasetin ilkelerini reddeden hiçbir grubun kayda değer bir bölgede kalıcı kontrol sağlayabildiği görülmedi.
Belki de küresel siyasi paradigmanın gücünü ortaya koymanın en iyi yolu savaş ve diplomasi gibi ağır siyasi sorulardan bahsetmektense, 2016 Rio Olimpiyatları gibi bir konuya değinmek. Olimpiyatların nasıl organize edildiğini düşünün. 11 bin sporcu din, sınıf ya da dil gözetilmeden, milliyetleri esas alınarak delegasyonlara ayrılıyor. Budist delegasyonu, proletarya delegasyonu ya da İngilizce konuşanlar delegasyonu diye bir şey yok. Birkaç örnek dışında (özellikle de Tayvan ve Filistin), sporcuların milliyetini belir-lemek gayet basit. 5 Ağustos 2016’da düzenlenen açılış töreninde sporcular gruplar halinde geçerek milli bayraklarını salladı. Michael Phelps ne zaman yeni bir altın madalya kazansa Amerikan milli marşı eşliğinde Amerikan bayrağı çekildi göndere. Emilie Andeol judo dalında altın madalya kazanınca “Marseillaise” çalınıp Fransa’nın üç renkli bayrağı dalgalandırıldı.
Duruma uygun şekilde dünyadaki her ülkenin aynı evrensel model çerçevesinde bir milli marşı var. Neredeyse tüm milli marşlar orkestra eşliğinde söylenebilecek birkaç dakikalık kompozisyonlar, yani yalnızca dini göreve veraset yoluyla gelmiş belli bir zümrenin okuyabildiği yirmi dakikalık ilahiler sözkonusu değil. Suudi Arabistan, Pakistan ve Kongo gibi ülkeler bile milli marşları için Batılı müzik standartlarını benimsemiş. Çoğu marş Beethoven’ın kılını kıpırdatmadan besteleyebileceği nitelikte. (Arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde tüm geceyi YouTube’dan çeşitli milli marşlar çalıp hangisinin hangi ülkenin marşı olduğunu tahmin etmeye çalışarak geçirebilirsiniz.) Marşların sözleri bile dünya genelinde neredeyse aynı; aynı ortak siyasi görüşleri ve topluluğa bağlılık anlayışını yansıtıyorlar. Örneğin sizce aşağıdaki milli marş hangi ülkeye ait olabilir? (Yalnız ülkenin adını genel bir ifade olsun diye “ülkem” şeklinde değiştirdim):
Ülkem, vatanım, Toprağına kanımı akıttığım, Başında bekliyorum, Bekçisiyim vatanımın. Ülkem, milletim, Halkım ve vatanım, Birlikte haykıralım “Birlik ol vatanım!” Yaşasın toprağım, devletim, Milletim, vatanım, hep bir bütün kalsın. Ruhu dirilsin, canlansın bedeni, Büyük ülkem için bunların hepsi! Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sevdiğim evim ve ülkem. Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sen çok yaşa büyük ülkem!
Cevap Endonezya. Peki Polonya, Nijerya ya da Brezilya desem şaşırır mıydınız? Milli bayraklara da aynı sıkıcı temayüller hâkim. Tek bir istisna var. Tüm bayraklar bir dikdörtgen kumaş üzerine işlenmiş son derece sınırlı sayıda renk ve geometrik şekilden ibaret. Bir tek Nepal farklı. Nepal bayrağı iki üçgen şeklinde (ama Olimpiyatlarda hiç madalya almadılar). Endonezya bayrağı beyaz üstünde kırmızı şerit. Polonya bayrağı kırmızı üstünde beyaz şerit. Monako bayrağı Endonezya bayrağıyla aynı. Renk körü birinin Belçika, Çad, Fildişi Sahili, Fransa, Gine, İrlanda, İtalya, Mali ve Romanya bayraklarını birbirinden ayırması mümkün değil; hepsinde değişik renklerde yan yana üç şerit var.
Bu ülkelerin bazıları birbirleriyle kıyasıya savaşmış ama 20. yüzyılın çalkantıları esnasında Olimpiyat Oyunları savaş yüzünden sadece üç defa iptal edilmiş (1916, 1940 ve 1944’te). 1980’de ABD bazı yandaşlarıyla beraber Moskova Olimpiyatları’nı boykot etmiş. 1984’te Sovyet bloğu Los Angeles’ta düzenlenen olimpiyatları boykot etmiş. Ve çeşitli seneler Olimpiyat Oyunları siyasi çalkantıların göbeğinde cereyan etmiş (bunların en önemlileri Nazi döneminde Berlin’de düzenlenen 1936 Olimpiyatları ve 1972 Münih Olimpiyatları’nda Filistinli teröristlerin İsrail takımını katletmesi). Fakat genele bakarsak siyasi anlaşmazlıklar Olimpiyat projesini yoldan çıkaramamış.
Şimdi bin sene öncesine gidelim. Diyelim 1016 yılında ortaçağ olimpiyatlarını Rio’da düzenlemek istiyorsunuz. O vakitler Rio’nun Tupi halkının yaşadığı küçük bir köy olduğunu12 ve Asya, Afrika ve Avrupa yerlilerinin Amerika Kıtası’ndan haberi bile olmadığını bir anlığına unutun. Dünyanın en iyi sporcularını uçak yokken nasıl Rio’ya getireceğinize dair lojistik sorunları kafanızdan çıkarın. Dünya çapında herkesin yaptığı pek az ortak spor dalı bulunduğunu ve herkes koşsa bile koşu yarışı kaideleri konusunda herkesin anlaşamayacağını da unutun. Sadece yarışacak delegasyonları neye göre gruplayacağınızı düşünün. Günümüzün Olimpiyat Komitesi Tayvan ve Filistin sorunu üzerine saatlerce kafa patlatıyor. Ortaçağ olimpiyatlarının siyasi sorunları üzerine kaç saat harcamanız gerekeceğini bulmak için bu süreyi on binle çarpın.
Öncelikle 1016’da Çin’deki Song İmparatorluğu dünyadaki başka hiçbir siyasi oluşumu kendi dengi görmüyordu. Dolayısıyla kendi Olimpiyat dele-gasyonuyla Kore’nin Koryo Krallığı ya da Vietnam’daki Dai Viet Krallığı, hele hele deniz aşırı yerlerdeki ilkel barbarların delegasyonlarıyla aynı kefeye konulmasını akla hayale sığmayacak bir aşağılanma olarak algılardı.
Bağdat’taki halife kendini evrensel hegemonyaya sahip görüyor ve çoğu Sünni Müslüman tarafından dini lider statüsünde tutuluyordu. Ancak pratikte halifenin Bağdat yönetiminde pek bir sözü yoktu. O halde tüm Sünni sporcular tek bir halife delegasyonu altında mı toplanacak yoksa Sünni dünyasına hükmeden sayısız emirlik ve sultanlıklara göre mi ayrılacaklar? Ama iş neden emirlikler ve sultanlıklarla sınırlı kalsın? Arabistan çöllerinde Allah’tan başka hükümdar tanımayan bir dolu özgür bedevi kabile yaşıyor. Bunların her birinin okçuluk ya da deve yarışı dallarında müsabaka edecek bağımsız takımlar göndermesine izin verilecek mi? Avrupa da aynı ölçüde baş ağrısına sebep verecek nitelikte. Norman kasabası Ivry’den çıkan bir sporcu Ivry Kontu’nun mu yoksagüçsüz Fransa Kralı’nın mı sancağı altında yarışacak?
Bu siyasi oluşumların pek çoğu yıllar içinde belirip kaybolmuş. Siz 1016 Olimpiyatları’na hazırlık yaparken hangi delegasyonların zuhur edeceğini önceden bilmeniz mümkün değil çünkü kimse bir sonraki sene hangi siyasi oluşumların varlık göstermeyi sürdüreceğini bilmiyor. İngiltere Krallığı 1016 Olimpiyatları’na katılmış olsa sporcular madalyalarını alıp eve dönünce Londra’nın Danimarkalılar tarafından işgal edildiğini ve İngiltere’nin Danimarka, Norveç ve İsveç’le birlikte Kral Büyük Knud’un Kuzey Denizi İmparatorluğu’na dahil edildiğini görürlerdi. Yirmi yıl sonra bu imparatorluk dağıldı ama ondan otuz sene sonra İngiltere yeniden, bu defa Normandi-ya Dükü tarafından işgal edildi.
Bu gelipgeçici siyasi oluşumların pek çoğunun ne çalacak bir milli marşı ne de göndere çekecek bir bayrağı bulunmadığını söylemeye gerek bile yok. Tabii ki siyasi semboller önemliydi ama Avrupa siyasetinin sembolik diliyle Endonezya, Çin ya da Tupi siyasetlerinin sembolik dilleri birbirinden son derece farklıydı. Zafer göstergesi teşkil edecek ortak bir protokol üzerinde anlaşmak neredeyse imkânsız olurdu.
O yüzden 2020 Tokyo Olimpiyatları’nı izlerken milletler arasındaki bu sözde çekişmenin aslında muazzam bir küresel uzlaşmayı temsil ettiğini unutmayın. Kendi ülkelerinin temsilcileri altın madalya kazanıp bayrakları göndere çekilince herkesi milli gurur duygusu kaplıyor ama esasen insanlığın böyle bir etkinlik düzenleyebilmesi çok daha büyük bir gurur kaynağı.
Yuval Noah Harari 21. Yüzyıl İçin 21 Ders
https://www.cafrande.org/dunyada-sadece-tek-bir-medeniyet-var-yuval-noah-harari/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.04 14:42 Taraftarium24hd Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi Türkçe Tek Parça izle

Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi Türkçe Tek Parça izle
Rambo 5: Son Kan 2019 izle Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/basx0ujiuqw41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=63600d4d2e138bc22f780c77a9005b69a5868326
Rambo 5: Son Kan 2019 izle, Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Rambo 5: Son Kan 2019 Fragmanı Full hd tek parça izle

Filmin Yönetmeni: Adrian Grunberg
Filmin Oyuncuları: Sylvester Stallone, Yvette Monreal, Adriana Barraza
Filmin Türü: Aksiyon
Filmin Vizyon Tarihi : 20 Eylül 2019
Filmin Süresi : 1 Saat 40 Dakika
Rambo 5: Son Kan 2019 Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi konusu: Sylvester Stallone'un başrolünde yer aldığı efsanevi Rambo serisinin son halkasında yönetmen koltuğu Adrian Grunberg'e emanet. Filmde, eski asker John Rambo'yu Arizona'daki çiftliğinde, Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile baş etmeye çabalarken buluyoruz. Gündelik işler kovalayarak geçimini sağlamaya uğraşan Rambo, dingin ve münzevi hayatında beladan uzak durmaya çabalamaktadır. Fakat, günün birinde arkadaşı Maria'dan aldığı bir haberle bu durum son bulur. Bir emlak firmasında müdür olan Maria'nın torunu, bir parti için Meksika sınırını geçtikten sonra kayıplara karışmıştır. John Rambo, emeklilik günlerine bir ara verir ve arkadaşının torununu bulmak için Meksika sınırına yönelir.
Rambo 5: Son Kan 2019 Tek Parça 1080p 720p izle
Yeni görevinde John Rambo, arkadaşının kayıp torununu bulmak için Meksika sınırı boyunca iz sürer. Bu sırada, insan kaçakçılığı yapan bir çeteyi ortaya çıkarmasıyla beraber, işler oldukça tehlikeli bir duruma gelir. Rambo adalet peşinde koşarken, için üvey kız kardeşi de kaçırılmış olan bir gazeteci ile birlikte çalışmaya başlar. Efsane asker Rambo, kaçırılan kızları bulmak ve çok tehlikeli bir suç liderini etkisiz hale getirmek için bütün yeteneklerini kullanmaya hazırdır.
Film İzle: Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi Türkçe Dublaj izle
Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi, Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi izle, Rambo 5: Son Kan 2019 Tek parça izle, Rambo 5: Son Kan 2019 Full hd izle, Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi konusu, Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi 1080P izle, Rambo 5: Son Kan 2019 Filmi 720P izle,
submitted by Taraftarium24hd to u/Taraftarium24hd [link] [comments]


2020.04.15 13:04 VirreyDeColombia Evlilikte İslâm’ın kriteri büluğ çağı

Hristiyan Batı ülkeleri genç yaşta evliliği teşvik ederken, Türkiye’de kanunlar gençlere katı şekilde 18 yaşı dayatıyor. Akit’e konuşan ilahiyatçılar, neslin ve nefsin korunması için gerekli olan evlilik konusunda İslam hukukunda yaş kısıtlaması konulmadığını, biyolojik olarak gençliğin göstergesi olan büluğ çağının şart koşulduğunu söylüyor.
2018-08-31 14:57:01
Genç evlilik konusunda 18 yaş kuralını uygulamayan, genç yaşta evlenen çiftlere para yardımı dahi yapan Hristiyan Batı dünyasının aksine Türkiye’de kanunlar gençlere katı şekilde 18 yaşı dayatıyor. Bu durum binlerce genç evli çift için zulme dönüşüyor. Batı ülkelerinin gençleri gayrimeşru ilişkilerden alıkoymayı hedefleyen kanunlarını uygulamayan Türkiye için en önemli yol haritasını ise İslam hukuku çiziyor. Akit’e konuşan ilahiyatçılar, İslam’daki evlilik kriterinin büluğ çağı olduğunu dile getirdiler.
NESLİN VE NEFSİN KORUNMASI İÇİN EVLİLİK
Emekli Müftü Dursun Elçi, İslam hukukunda erkeklerin ve kadınların evlenebilmesi için büluğ çağına ermesi gerektiğini söyledi. Elçi, şu değerlendirmede bulundu: “Baliğ olma çağı iklime göre değişir. Arabistan’da daha erken büluğ çağına erilir, Norveç’te biraz daha geçtir büluğa erme yaşı. Türkiye’de de aynı şekilde, örneğin Antalya’da doğup büyüyen bir kız çocuğunun büluğa ererek adet görmesi daha erken iken soğuk iklimin hakim olduğu Erzurum’da daha sonra olur. Yani İslam hukukuna göre evlilik yaşı biyolojik duruma göre 15 de, 18 de olabilir. Evlenmenin amacı nefsin ve neslin korunmasıdır. Nesillerin korunması için evliliklerin önünü kapatmayıp aksine açmak gerekir. Evliliğin önüne dikenli teller örmek ancak nesilleri tehlikeye atmak isteyen şer güçlerin silahı olabilir. Reşitlik yaşının tespitinde din görevlilerine başvurabilir.”
GENÇLER ÜZERİNDEN NİKAHA SALDIRIYORLAR
Necmettin Erbakan Üniversitesi Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker ise, “İslam evlilik için belli bir yaş koymamıştır. İnsan biyolojik olarak evliliğe elverişliyse nikahlanabilir” dedi.
Çeker şöyle devam etti: “Büluğ çağı coğrafyadan coğrafyaya değişebilmekle birlikte 2 ila 3 yaş fark edebilir. Ortalama 15 yaşını bitiren bir kişi, 16 yaşından gün aldığında genç statüsünde olur artık ve evliliğe elverişlidir. Büluğ çağına eren kişi namaz kılmakla, oruç tutmakla mükellef olur. Bunun yanı sıra da nikahlanabilir, neslinin devamını sağlayabilir. İslam hukukunda evliliklerde nikah akdi diye bir ayrıntı vardır. Bunun da yaşı yoktur. Ancak yasal evlilik büluğdan sonra olmak zorundadır. Evlilikte yaş konusunu söz konusu yapanların esasında nikaha karşı çıkıyorlar. Onlara göre 50 yaşında bile nikah kıyılmamalıdır aslında. Gençler üzerinden nikaha saldırıyorlar.”
BÜLUĞUN KRİTERLERİ BİYOLOJİK OLARAK BELLİ
Mehmet Talu Hocaefendi de, “İslam evrensel bir din olduğu için evliliğe yaş sınırı koymamıştır” dedi.
Talu, şunları kaydetti: “Sistemin getirdiği birtakım problemlere İslam’dan cevap bulmak bazen mümkün olmuyor, bulunduğu takdirde de birileri rahatsız oluyor. Dolayısıyla İslam’ın hükümlerini İslami sistem içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Bu hususa dini prensipler açısından baktığımızda, anne babanın çocuğuna karşı 4 vazifesinden birisidir evliliğe elverişli olduğu zaman onu münasip birisiyle evlendirmek. Büluğa eren her kız ve her erkek kendi iradesiyle evlenebilir. Kuzeye doğru gittikçe daha da geciken, sıcak iklimlerde ise erken görülebilen bir durumdur büluğ. Kızlarda büluğ daha erken oluyor. İslam evrensel bir din olduğu için evliliğe yaş koymamıştır. Dünyanın her yerinde yaşanan dinimizin yaş sınırı koymamasının en büyük etkeni de coğrafi şartların biyolojik etkisindendir. Sıcak iklimlerde 14-15 yaşında hayız gören bir kız evlenebilir. Ancak soğuk iklimlerde 17’yi bile bulabilir gençlerin büluğu.”
EĞİTİM KONUSUNDA AİLELERE GÖREV DÜŞÜYOR
Büluğ çağının yanı sıra anne baba açısından eğitimin de önemli bir unsur olduğunu hatırlatan Mehmet Talu, şöyle devam etti: “Anne babanın büluğa yaklaşmakta olan çocuklarını evliliğe hazırlaması gerekmektedir. Kadının kocasına, kocanın hanımına karşı vazifelerini öğretmesi gerekiyor. Bu yönüyle hazırlıklı bir şahıs, büluğa erdiğinde ve evlenme imkanına da sahip olduğunda nikahlanabilir. Nesillerin devamı için iyi olanı ise evliliği geç yaşlara bırakmamaktır. İslami olan da insani olan da budur.”
submitted by VirreyDeColombia to kopyamakarna [link] [comments]


2020.04.10 20:57 Taraftarium24hd Gün Batımı 2019 Filmi Türkçe Dublaj Full HD izle

Gün Batımı 2019 Filmi Türkçe Dublaj Full HD izle
Gün Batımı

https://preview.redd.it/7ba0kykff1s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=bd9132a21ddd919ad6855221d2fd93098e6e8d41
Gün Batımı Filmi ne zaman vizyona girecek vizyon tarihi : 17 Mayıs 2019
Gün Batımı Filmi Yönetmeni : Laszlo Nemes
Gün Batımı Filmi Oyuncu Kadrosu Oyuncuları : Juli Jakab, Vlad Ivanov, Evelin Dobos
Gün Batımı Filmi Konusu : Günbatımı, Birinci Dünya Savaşı arifesinde Macaristan'da yaşamakta olan bir genç kızın, yaşadığı onca talihsiz kötü olayların ardından korkusuz bir kadına dönüşmesinin filmde görüyoruz. Irisz Leiter, ailesine ait olan ve bir efsane haline gelmiş şapka fabrikasında çalışma hayalleriyle hayata tutunup yaşayan genç bir kadındır. Hayallerini gerçekleştirmek ve kendi soyadını taşıyan fabrikada çalışmaya başlamak için Budapeşte’ye dönen genç kız, burada hiç tahmin bile edemeyeceği bir durumun içine düşecektir. Şapka dükkanının şimdiki işletmecisi olan Oszkar Brill, geçmişte yaşanmış bir takım olaylar yüzünden genç kızı işe almamaya oldukça kararlıdır. Oszkar tarafından reddedilen ve geri gönderilen Irisz, şehri terk etmemekte kesin kararlıdır. Geçmişe ait gerçekleri hasır altından bir bir çıkarmaya kararlı olan genç kadın, geçmişin sırlarına ışık tutabilecek tek insan olan Kalman Leiter’ı bulmaya çalışacaktır. Birinci Dünya Savaşı’nın ortasındaki Budapeşte şehrinin karanlık ve ıssız sokaklarını Kalman’ı bulmak için adım adım gezen Irisz, bu sürecin sonunda ayakları yere basan korkusuz bir kadına dönüşür. Yönetmenliğini Laszlo Nemes yaptığı, filmin oyuncu kadrosunda ise Juli Jakab, Vlad Ivanov, Evelin Dobos gibi isimlerin yer aldığı film şimdi sizlerle sitemizde.
Filmi Tek Parça izle LİNK: Gün Batımı 2019 Dram Filmi Türkçe Dublaj izle
Gün Batımı 2019 Filmi izle, Gün Batımı Tek parça izle, Gün Batımı Full hd izle, Gün Batımı Türkçe Dublaj izle, Gün Batımı Türkçe Altyazılı izle, Gün Batımı Filmi konusu, Gün Batımı Filmi 720p izle, Gün Batımı Filmi 1080p izle,
submitted by Taraftarium24hd to u/Taraftarium24hd [link] [comments]


2020.03.28 14:23 bodybuildercan Ulan senin ne ihtiyacın var ki akçeye. Uygulama testesteron kokuyor adım başı taşak var aq bir tane kız bulmak için adam 7/24 ülkeden ülkeye dolaşıyor

Ulan senin ne ihtiyacın var ki akçeye. Uygulama testesteron kokuyor adım başı taşak var aq bir tane kız bulmak için adam 7/24 ülkeden ülkeye dolaşıyor submitted by bodybuildercan to KGBTR [link] [comments]


2020.01.13 08:20 MrGrease "Gençler" - Fatih Altaylı - HaberTürk

Link to full text

Full text:

Birkaç gün önce gazetede bir grup gençle oturduk sohbet ediyoruz.
20’li yaşların ortalarında, üniversiteyi yeni bitirmiş, pırıl pırıl, her şeye rağmen neşeli ve keyifli gençler.
Hepsinin bir işi var.
Kimi 1 kimi 2 yıldır çalışıyor.
Ne yapmak istediklerini soruyorum.
Bir ikisi hariç yanıtları şaşırtıcı:
Çalışmamayı ve evde oturmayı düşünüyorlar.
Nedenini soruyorum.
“Çok daha rahat ve daha az masraflı” diyorlar.
Aldıkları maaşlar asgari ücretin biraz üstü.
Aldıkları ücret iş yerine gelip gitme ve işyerinde yemek masraflarını ve giyim masraflarını karşılamıyormuş.
“Evde oturunca ailemize daha az yük oluyoruz” diyorlar.
Biri “Abim 32 yaşında 4 senedir evde oturuyor. Süper rahat etti. Ben de ona katılacağım” diyor.
İlerde maaşlarının artacağına dair beklentileri yok çoğunun.
“Abi de ki dayandık. Şirket batıyor. Hop kapı önüne. Yeniden iş bulmak zor. Bulsan da aldığın maaş yine başa dönüyor. Gerek yok çalışmaya” diyor biri.
Bazı arkadaşları partiye kaydoluyormuş. Onların iş bulması daha kolay oluyormuş ama daha torpilli bir partili gelince onların da işi garanti olmuyormuş.
Birkaçı şansını yurt dışında denemek istiyor.
“Abi iş önemli değil. Üniversite bitirdim ama benzincide de çalışırım. 2-3 bin euro kazanırım” diyor.
“Evlilik, aile kurmak” diyorum.
Hep beraber gülüyorlar.
“Abi ne evliliği. Parasız evlilik mi olur.”
“Peki ilişki?”
“O da yok abi.
Haftada bir dışarı çıkıyoruz.
İki bira.
Kız erkek aynı kafadayız. Seks ortak ihtiyaç. Yaparız, kaçarız.
İki bira parasını zor bulan adam nasıl evlensin. Böyle iyi.”
“Peki bira içmeyenler?”
“Onlar da nargileci.”
İlginç olan keyiflerinin gayet yerinde görünmesi.
İki gündür bu çocuklarla yaptığım sohbeti düşünüyordum.
Genç işsizliği olmuş yüzde 27.4.
Asgari ücret yeni olmuş 2 bin 324 TL.
İş bulmak mı daha iyi yoksa bulmamak mı gençler bunu hesaplamaya çalışıyor.
Dünün sorusu ise “Gençler niye evlenmiyor?”
Müesseseye saygı yok diye mi?
Zihinlerinde kaygı çok diye mi?
submitted by MrGrease to Turkey [link] [comments]


2019.10.29 07:14 dlivetvtr RuPaul’un Drag Yarışı bizi göçmen ailelere yaklaştırdı

RuPaul’un Drag Yarışı bizi göçmen ailelere yaklaştırdı
https://preview.redd.it/jsp2im5t9fv31.png?width=704&format=png&auto=webp&s=54c0ff70219c47d6b5247f0e61e7d0042ac9c261
Sadece RuPaul’un Drag Yarışı nedeniyle aileme cinsellikten ve drag kraliçesi olmaktan bahsettim.”
RuPaul’un Drag Race UK’in ilk sezonunda sadece yarının yarısıydık , ama şimdiden cinsellik ve kimlik ile aynı cinsiyetten evliliğin yasallaştırılması üzerine duygusal konuşmalar başladı .
Şimdi şovdan iki yarışmacı olan Vinegar Strokes ve Sum Ting Wong, BBC Üç’e, LGBTQ + ve aileleri tarafından reddedilme korkusu ve cinselliklerini gizleme baskısı da dahil olmak üzere etnik azınlık topluluklarından kaynaklanan zorlukları ortaya koydu. Ebeveynlerinden
Çift ayrıca arkadaşlıklarını ve gösterinin — ve genel olarak sürüklenme kültürünün — aileleriyle ilişkilerini sonsuza dek nasıl değiştirdiğini anlattı.
Sum Ting Wong için, RuPaul’un Drag Yarışı’nda ortaya çıkan, sonunda ailesine cinselliği ve bir drag kraliçesi olmak için anlatması gereken motivasyondu.
“Yeterince bir kilometre taşı gibi hissettim” diyor. “Eğer şova katılmasaydım, dürüstçe bunu hayatım boyunca onlardan saklamış olabileceğimi hissediyorum.”
Birminghamlı drag sanatçısı, Çinli-Vietnamlı bir göçmen aileden gelmenin baskılarını açıklıyor: “İlk çocuğum ve neredeyse ailenin amiral gemisi olduğum gibiydi. Modelden başka bir şey olabileceğimi asla düşünmedim. çocuk.”
Gösteri sırasında, sanatçı 30 yaşlarında olmasına rağmen ebeveynlerinin cinselliğini veya kariyeri hakkında hala bilmediklerini gösterdi.
“Annemi ve babamı hala seviyorum ama hayatımın bu tarafını onlardan uzak tutuyorum ” dedi . “Hala Londra’daki bir şirkette pazarlama yöneticisi olarak çalıştığımı düşünüyorlar. Eşcinsel olduğumu bilmiyorlar. Beş yıllık ortağımla yaşadığımı bilmiyorlar.
Ama şov bittikten sonra her şey değişti. “Babamı çaldım ve dedim ki:” Tamam, bu hafta sonu eve döneceğim — ve erkek arkadaşımı da yanımda getiriyorum. “
İlk başta, Sum’un babası şaşkındı ve kız arkadaşı mı demek istedi — ancak annesi hiç umursamadı. “Sadece öğle yemeğinde ne yemek istediğini sordu. İstediğim cevap tam olarak buydu.”
Sum, nihayet ortağıyla eve geldiğinde, özellikle de: “Her zaman kayınpederi istedim ama sanırım, artık başka bir oğlum var” dedi.
Poliseksüel olarak tanımlayan (biri birden fazla cinsiyetten etkilendiğinde), uzun yıllar boyunca çifte bir hayat yaşadı — Londra’da, sürükleyip sürdüğü ancak Birmingham’daki evine gitti, ebeveynlerini ziyaret ederken, gerçek benliğini gizledi.
“Ben her zaman bir sanatçı veya şarkıcı olmak istemiştim, ama hayatımın çoğunda, ondan uzak tutuldum, çünkü Çinli bir aileden geldiğinde, oğlunun bir bankacı ya da avukat olduğunu söylemek istiyorsun.”
“Irk ve kimlik konusundaki konuşma benim için çok önemli” diye ekliyor. “Bu yüzden gerçekten sürükleme adımın Sum Ting Wong olmasını istedim.
“İnsanlar ismimle dalga geçip kahkaha çıkarabilirler — ama sonra düşünebilirler: ‘Eğer gülersem bu ırkçı mı?’
“Bu konuşmayı yapmak bile önemlidir, çünkü ırkçı eşitsizliği insanların zihinlerinde ön plana çıkarır.
Sum, genç LGBTQ + kişilerin gösteride göründüğünden beri, özellikle şehirdeki son protestolarla ilgili olarak çocuklara aynı cinsiyetten ilişkilerin öğretilmesi de dahil olmak üzere eşitlik dersleri konusunda mesaj attığını söylüyor .
“Birmingham’da çok fazla tartışma yaşadık ama genç Müslüman ve genç Pakistanlı çocuklar tarafından şovun kendilerine yardımcı olduğunu söyleyerek özellikle dışarı çıkma konusunda temasa geçtim.
“Bu genç insanlar, modern ve Kafkasyalı bir ailede doğma ayrıcalığına sahip olmadıklarını görebilirler — benim ve sirke gibi — o zaman hazır olana kadar dışarı çıkmak zorunda kalmazlar. çıkıp çıkmadıklarına bakılmaksızın sevilirsiniz.
“Bu mesajın televizyonda olması gerçekten, gerçekten önemli.”
Sirke Strokes — başka bir Drag Race İngiltere kraliçesi — Sum Ting Wong’un hikayesiyle ilgili olabilir.
BBC Üç, “Karayipli ailelerden, eşcinsel oldukları için evlerinden kovulan ve evlerinden kopan arkadaşlarım var” dedi.
“15 ve 16 yaşlarında kendi yollarını bulmak zorunda kaldılar. Büyürken de başıma gelebileceklerinden korktum.
35 yaşındaki Daniel’in ismi olan Sirke — şovun ikinci bölümü sırasında özgeçmişi hakkında güçlü bir konuşma yaptı .
“Siyah ve Jamaikalı olmak, homofobinin doğuştan gelen bir unsuru olduğunun farkındasınız” diyor.
“Bu pop kültürün bir parçası ve ‘Eşcinselleri öldür’ sözleriyle Karayip şarkıları bile var .
“Çocukken, bu eşcinsel karşıtı hakaretleri duydum ve onları müjdeci olarak aldım. Dışarı çıkma korkuma çok büyük bir katkı yaptı.”
Ama bu yüzden Enfield’de büyüyen Sirke, ırk ve cinsellik hakkında konuşmanın çok hayati olduğunu söylüyor.
“LGBTQ + topluluğunun bir parçası olmanın ve aynı zamanda siyah olmanın ne anlama geldiğine ışık tutması önemlidir.
“Farklı bir açıdan geldin çünkü çok fazla homofobi duyduğun bir yerden geldin.”
‘Nasıl tepki verebileceklerini tahmin edemezsiniz’ Sirke’nin ailesi sonunda 25 yaşındayken onlara çıktığında onu şaşırttı.
“Onlar gerçekten, gerçekten yaptığım her şeyi destekliyorlar. Annem Drag Race’e tamamen takıntılı ve kardeşim en büyük hayranım.
“Ailene açılmıyorsan, nasıl tepki verebileceklerini tahmin edemezsin. Annem şimdi ona daha önce eşcinsel olduğumu söylememi istediğini söylüyor.”
Ve Kraliçe Sum Ting Wong’la olan arkadaşlığından bahsederken, herkesin Jamie hakkında konuşması ile Batı Yakası’nda performans gösteren bir sirke olan Vinegar şöyle diyor: “Ben ve Sum geri dönüyoruz. Drag Race’e başlamadan önce. Grubun kahverengi kızları olarak ikimizin de benzer hikayeleri var. “ rainlox
Ve aktör, şovdaki zamanının hayranlarla yaptığı etkiden memnun olduğunu söyledi.
Dlive Tv TR O Halil Örenler O Hazreti Yasuo O Live Tv TR O Egoist Pati O Tugay Gök O Omegla O Zula Oyun O Muhammet YT O Rainlox O 35Peri O HuseyinDer O MegaSound O PewDiePie
“İnsanlar bana ‘Çok teşekkür ederim!’ Diyerek barlarda geliyorlar.
“Bir adam, onun gibi birinin — genç, siyah, tuhaf ve yaratıcı — şovda yansıdığını görmekten çok şaşırdığını söyledi. rainlox
“Bir sanatçıysanız ve sürüklediğinizde, insanları ne kadar etkilediğinizi anlamazsınız.
submitted by dlivetvtr to u/dlivetvtr [link] [comments]


2019.10.27 20:04 exclamationless Bir öğretmenin günlüğü - Kuzgunlu 1995

Bu kasabada başıma gelen olaylar yüzünden akıl dengemi kaybediyorum. Sırada ben varım bu yüzden başıma gelen önemli olayları olabildiğince hızlı anlatıp Kuzgunludan kaçmaya çalışıcağım.
1995 yılının haziran ayında kuzgunlu kasabasına zorunlu hizmetimi yerine getirmek üzere öğretmen olarak atandım. Zorunlu hizmeti için bugünlerde karışık olan doğu şehirleri yerine ücra bir kasaba çıktığı için kendimi şanslı saymıştım. Hatta diğer mezun arkadaşlarım beni kıskanmışlardı bile ama şimdi onların yerinde olmak için her şeyimi veririm.
Kuzgunlu çok kalabalık olmayan bir kuzey kasabasıydı. Bu kadar ücra bir bölgeye neden kasaba kurulur ki diye kendi kendime sorduğumu hatırlıyorum ilk geldiğimde. Otobüsten indiğimde birkaç insanlar anadolu misafirperverliğinde beni karşıladılar. "Kuzgunlumuza hoş geldiniz!" diyor elimi sıkıyorlardı. Bavullarımı sırtlanıp beni kalacağım yere doğru gitmeye başladık. Yolda ne kadar iyi ettiğimden ve kuzgunlunun ne kadar dostcanlısı bir kasaba olduğundan bahsedip durdular. Geldiğimizde karşımda gördüğüm şey kasabanın "okul"u olarak adlandırılan yerdi. 2 katlı küçük bir binaydı ve sarı boyası yeni badana istiyorum dercesine solmuş, çatlamış ve dökülmüştü. 2 katı birleştiren dışardan bağlantılı demirbir merdiveni, büyük pencereleri ve binanın yanında küçük bir çimden (çamur demek daha doğru olur) bahçesi vardı. Üst katında ben kalıcaktım ve bir şeye ihtiyacım olursa muhtarla görüşmem yeterliymiş. Çok kötü olmadığını düşünmüştüm ilk geldiğim zamanlar. Küçük sayılabilicek eve ve köy okulu diyebilinecek kadar derme çatma okula katlanabilirdim ama bir süre sonra bazı gariplikler kafamı kurcalamaya başladı. Herkes sürekli bana gülüyor ve aşırı nazik davranıyor ama kimse benim sorularıma düzgün cevap vermiyor gibi hissediyordum. Sorduğum çoğu soruya boşverin hocam diyip bana kuzgunlunun güzelliklerinden bahsediyorlar ya da kasabanın kahvesine çağırıyorlardı. Ben de samimiyetsiz bulduğum için insanlardan kendimi uzaklaştırdım ve zamanımın çoğunu odamda radyo dinleyip hikayeler yazarak ya da kuzgunlunun biraz dışındaki koruda çimlere yatıp kitap okuyarak geçirdim. Arada bir bakkaldan sigara ve çay alıyordum ve başka bi masrafım olmuyordu çünkü coğu gün birileri kapımı çalıp bana yemek getiriyorlardı. Günlerim haftalarım böyle geçerken okulların başlaması yaklaşmıştı ki bu kasabanın en büyük garipliği kafama bir zehir gibi yayıldı. Geldiğimden beri hiç çocuk görmemiştim. Nerdeyse 3 aydır 1 tane bile çocuk görmemiştim Kuzgunlu'nun sokaklarında. Bir şeylerin ters gittiğini o zamanlar anlamıştım ama mantığım beni bu kasabadan kaçmaktan alı kokuyordu. Sadece bir tesadüf olmalıydı, evet evet sadece bir tesadüf ya da başka bir şey... Okul yarın açılıcaktı ve ben daha bir çocuk bile görmemiştim Kuzgunluya adım attığımdan beri. Ama bir rahatlama da gelmişti üstüme: eğer yarın sabah okula hiçbir çocuk gelmezse bu tuhaf kasabadan gidebilirdim. Bunun olması için dua edip çalar saatimi 8 e kurdum ve uykuya daldım.
Sabah kalktığımda alt kattan bir takım sesler geliyodu saate baktığımda 8:42 yi gösteriyordu. Hemen yataktan fırladım ve yüzüme su vurdum. Meslek hayatımın ilk okul gününe 18 dakika vardı ve ben yeni uyanmıştım. Hızlıca üstüme gömleğimi ve kravatımı geçirdim aynada saçımı düzeltip merdivenlerden hızlıca aşşağı kata indim. Kapıyı açtığımda şaşkınlığımı gizleyemedim. Mavi önlüklü 40-45 kadar çocuk sıralara oturmuş bağrışıp çağrışıyor,oynuyor kimisi bir şeyler yiyor kimisi bi diğerini rahatsız ediyordu. Kapıyı açtığımdan sonra 2 saniye kadar devam eden bu karmaşa beni fark etmeleri ile son buldu. Şimdi hepsi susmuş bana bakıyor ve sonraki adımımı bekliyolardı. Yavaşça içeri girip kapıyı kapadım. Sınıfa bir göz gezdirip masama oturdum. Tüm sıralar dolu gibi gözüküyordu. "Günaydın sınıf" dedim, tüm öğrenciler anlaşmış gibi bir ağızdan "Günaydın öğretmenim" diye cevap verdiler. Yoklama listesinden tek tek isimleri okudum. Tüm öğrenciler eksiksiz burdaydı. Bu hevesimi yerine getirmişti ve öğrencilerle tanışmaya başladım. Tek tek tüm öğrenciler isimlerini kaçıncı sınıf olduklarını ve ilerde ne olmak istediklerini söylediler. Ben de kendimi tanıttıktan sonra derslere başladım ve söylemeliyim çocuklar çok uslulardı. Çoğu kasaba ve köy okulunda olduğu gibi karma eğitim vardı kuzgunlu ilk okulunda da. İlk saatlerde 1. Ve 2. Sınıflar tahtayı dinlerken büyük sınıflar kendi başlarına çalışıyorlar daha sonra 1. Ve 2. Sınıflar dinledikleri üzerine alıştırma yaparken daha büyük sınıflar tahtayı dinliyor, tenefüslerde çocukların çoğu bahçede koşup oynuyor tenefüsün bittiğini belirten düdüğü üflediğimde sınıf yeniden doluyordu. Çocukların bu usluluğu beni mutlu ediyordu ama gene yaşanacak garipliklerden habersizdim. Sonbahar olmuştu ve artık tüm öğrencilerimi biliyor bazılarını iyice tanımaya başlıyordum. 3. Sınıflardan mehmet küçük kara ama aşırı hızlı bir çocuktu, tenefüs olduğu anda koşarak dışarı çıkar tüm tenefüs bahçede koşar sonra en hızlı da okula o girerdi. Polis olmak istediğini söylemişti sorduğumda. 5. Sınıflardan melike çok güzel resim yapar, 4. Sınıflardan orhan bilek güreşinde beni bile yeniyordu. Ama en sevdiğim öğrencim 1. Sınıflardan ayşeydi. Ayşe beyaz tenli siyah saçlı ve mavi gözlü küçücük bir kızdı. Hem çok usluydu hem çok zekiydi. Okumayı hemen sökmüş üstüne diğer arkadaşlarına öğretmem için bana yardım ederdi. Ama en önemlisi öğretmen olmak istediğini söylemiş, Neden olarak da en önemli meslek öğretmen de ondan diye eklemişti. Sonbaharın ortasında okuldaki ilk gariplik yaşanmıştı. O zamanlar bu Kuzgunlu denen yerden neden kaçmadım ben de bilmiyorum.2.sınıflardan cemil bölme işlemi yaparken / işaretini kullandığını fark ettim ve nerden öğrendiğini sordum (çünkü ben çocuklara sadece ÷ işaretini göstermiştim). "Eski öğretmenim öğretti öğretmenim" dedi bana. O an şaşırmıştım. Sonuçta bu çocukların bir eski öğretmeni vardı ve ben bunun yeni farkına varmıştım. "Eski öğretmeninine ne oldu?" sorusu dökülmüştü ağzımdan ben farkında varmadan. Çocuklar hep bir ağızdan "bilmiyoruz öğretmenim" dediler. Normalde de böyle cevap verirlerdi ama bu sefer beni rahatsız etmişti bu. "Cemil sana sordum evladım" diye Cemile yönelttim soruyu belki kalabalıkta söyleyememiştir diye. Bir saniye durdu ve "bilmiyorum öğretmenim" diyip yerine oturdu. O günden bir hafta sonra daha garip şeyler yaşanmaya başladı. Aylardan kasım olmuştu ve sabah sınıfa girdiğimde ve her şey sıradan gibi görünüyordu ama biraz sonra her şey daha garip bir hal alıcaktı. Sınıfa göz gezdirirken cemilin sırasının boş olduğunu gördüm. Tüylerim diken diken olmuş ilikerim buz kesmişti. Şimdiye kadar öğrencilerimden hiçbiri devamsızlık yapmamıştı. "Ar...arkadaşınız cemil nerde?" diyebilmiştim güçlükle, "Kuzgunludan taşındılar öğretmenim" diye cevap verdi tüm sınıf. Soğuk terler vücudumdan akmaya başladı. Tüm bunlar garip değil miydi? Bir aklı başında olan ben miyim diye kendime sordum. O günü çok zor geçirdim ve çocukları soba tıkandı diyip evlerine erken yolladım. Tesadüf heralde kendimi avuttum ama bunun doğru olmadığını o zaman da adım gibi biliyordum. Etraftaki insanlara da cemilin kayboluşuyla ilgili sorular sorsam da aynı geçiştirme cevabı aldım: "Kuzgunludan taşındılar" nedeni: "bilmiyoruz". Kasım ayı ızdırap gibi geçti. sürekli penceden dışarıyı izlemeye, insanlarla olabildiğince az etkileşime girmeye, odamdan dışarı mecbur kalmadıkça çıkmamaya başladım. Aralık ayı geldiğinde soğuk iyice etkisini göstermiş kar yağmaya başlamıştı. Ama bu kadar soğuğa ve kara rağmen tüm öğrencilerim her gün okula gelmeyi sürdürmüştü. Ta ki bir öğrencimin daha kaybolduğu güne kadar. Aralığın sonuna doğru sınıfa girdiğimde melikenin de sırasının boş olduğunu gördüm. Büyük bir şaşkınlık daha yaşamıştım. Sırada melike vardı demek diye düşündüm ama neden Melikeydi ki? Cemil benle konuştuğu için yok olmuştu ama ya Melike? O sırada gene kendimi kandırmayı seçmiş cemil de tesadüftü diye içimi rahatlatmayı seçmiştim. Melike nerde diye sorduğumda aldığım cevaplar aynıydı: "Kuzgunludan taşındılar öğretmenim" nedeni: "bilmiyoruz öğretmenim". Şaşırmamıştım bu cevabı aldığıma ama neden melike sorusunun cevabını hatırladığımda daha mantıklı geldi bana bu cevaplar. Gece dışarıyı izlerken hatırladım bunun cevabını. 1 hafta önce tenefüste melike'nin arkasından yaklaşmış ne çizdiğine bakmıştım sessizce. Resim defterinin beyaz sayfasına sadece siyahla geyik boynuzları olan bir insan sureti gibi bişey görmüştüm gözümün ucuyla ki melike beni fark edip çizdiğini gizledi. Utanmış gibiydi. Üstüne çok düşünmemiştim bu olayın ama artık benim için bir şey kesindi. yatağıma yattım ve kararımı verdim: Kuzgunludan kaçmam gerekiyordu. O Sabah gene okula gittim. Bu çocukları son görüşüm değilmiş gibi normalce işledim dersleri ama biliyordum ki yarın Kuzgunludan kaçıyordum. Hiçbir şey beni burda tutamazdı artık. Okul saatini güç bela bitirebildim ve çocuklar evlerine gitmeye başladılar. O sırada ayşeyle göz göze geldim ve neden olmasın diyip ayşeyi yanıma çağırdım. En sevdiğim öğrencim ayşe de bana yalan mı söyleyecekti? "Ayşe" dedim "melikeye ne olduğunu biliyorsan benden saklamazsın de mi?" Başını öne eğdi bişey demedi. "Benden saklamana gerek yok ayşe hadi söyle" dedim ama ayşe başını kaldırmadı gözleri dolmuştu burnunu 2 kere çekti ve ağlayarak koşmaya başladı. Kendimi kötü hissetmiştim bu Kuzgunlu adındaki bok çukurunda özleyeceğim tek insan ayşeydi galiba. Ama artık geri dönüş yoktu sabah ilk otobüsle Kuzgunludan ayrılıyordum. Ya da ben öyle sanıyordum...
O akşam hava benim gideceğimi anlamış da bütün nefretini kusmak istermiş gibiydi. Kar öyle hızlı yağıyordu ki jilet gibi kesikler atıyordu cildinize. Bu gidişle kar bir metreyi bulur diye düşünüyordum ama bu bile beni Kuzgunluda tutmaya yetmiyecekti. Otobüs gelmezse yürüyerek gidecektik bu lanetli yerden. Radyoda neşet ertaşın olduğunu anladığım bir saz melodisi vardı ama o kadar parazitliydi ki şarkıdan çok kesintisi dinleniyordu. Radyoyu kapadım, bavulumu ve çantamı gözden geçirdim sabah giyeceğim kalın giysilere bir daha baktım. Çalar saati 7 ye kurmuştum ki güneş çıkmış biraz da olsa karı eritmiş olsun. Sigaramı söndürüp izmaritini büyük bir odun parçasıyla birlikte sobaya attım. Saate son bir kez baktım. 21:37 yi gösteriyordu. Gözlüklerimi çıkarıp komidine koydum ve kafamı yastığa bırakıp sobadan çıkan odun çıtırtıları eşliğinde uyumaya başladım. Odada birisi vardı. Bunu gerçekle uyandığımda başta ne olduğunu kavrayamadım ama gözümü açtığımda yatağımın başında beyaz bir insan silüeti gördüm. Kafamı yorganın altına soktum ve bunun bir rüya olduğuna kendimi inandırmaya çalıştım ama o insanın sesini hala yorganın altından bile duyabiliyordum. Biraz dinleyince bu sesin ağlama sesi olduğunu ve bana biraz tanıdık geldiğini fark ettim. Tüm cesaretimi toplayarak kafamı yorganın altından çıkardım ve ağzımdan çıkan hoh sesiyle tuttuğumun farkına vardığım nefesimi vermiştim. Mavi küçük gözlerli, bembeyaz yüzü ve elbisesiyle yatağımın başında ağlıyordu. Bir şeylerin ters gittiği aşikardı ve demin hissettiğim rahatlama yerini rahatsızlığa bırakmıştı. Gözlüklerimi takıp bir daha baktım evet ayşeydi bu ama bir terslik vardı. Kafamdaki sorulara cevap bulmak için ilk konuşmayı ben yaptım "Sorun ne ayşe? Niye burdasın?" 2 kere burnunu çektikten sonra cevap geldi "Beni almalarına izin vermiceksiniz di mi öğretmenim, kaybolmak istemiyorum öğretmenim" "Kim seni alıcak ayşe neler oluyor burda" "Beni korucak mısınız öğretmenim?" Bir an durakladıktan sonra bu da mı onların oyunu diye düşündüm. Sonra ayşenin suratına iyice baktım. Şüphe yok bu küçük kız gerçekten son çare olarak bana gelmişti, bu kadar savunmasız bir öğrencimi koruyamıcaksam neden öğretmen oldum ki diye düşünmeden edemedim. "Ne yapmam gerek ayşe söyle bana" demiş bulundum Ayşe gözlerini beyaz elbiseninin koluna silerek hayatımda gördüğüm en içten gülümsemeyi attı ardından elime bir kağıt parçası tutuşturdu ve dedi ki "Eğer beni kurtarmak istiyorsanız bu kağıttakileri harfi harfine yapmalısınız öğretmenim. Eğer hepsini yaparsanız haftaya beni de götürmezler. Şimdi gitmem gerek beni takip etmeyin lütfen kağıttakileri yapın." ve yanağıma bir öpücük kondurarak küçük adımlarla kapıya gitti "d...dur" dicek gibi olsam da kapıyı açıp kar fırtınası içinde kaybolması bir oldu. Hemen kalkıp ardından kapıyı açtım ama küçük öğrencimden bir iz göremedim. "Acaba bunlar bir rüya mı" diye kendi kendime gülmeye başladım "rüya olmalı evet rüya" diye gene inkar etmeyi denesem de elimde tuttuğum katlanmış kağıt durumu hiç de kolaylaştırmıyordu. Hızlıca kağıdı açıp soba ateşinin ışığında okumaya başladım. Bu bir listeydi ve ayşenin yamuk yumuk el yazısıysıyla yazılmıştı. Okumaya başladım:
1) gece 1 de okulun sınıfında ol 2) gece 1 30 a kadar sobayı söndür, tüm perdeleri dışardan görünmücek şekilde kapat, tüm kapıları kilitle, ışıkları kapat. 3) gece tam 2 de ismini kara tahtaya ters olarak yaz 4) gece 2 den sonra kim kapıyı çalarsa çalsın kesinlikle KİMSEYE açma 5) eğer camlardan biri kırılırsa sabaha kadar öğretmen masasının altında saklan 6) Ne olursa olsun pencereden dışarı bakma 7) sabah ışıkları gözükünce evine çık sabah 9 da okula normal bir şekilde gel eğer tüm listeyi eksiksiz yaptıysan orda olucağım benimle iletişime geçme 8) Eğer orada değilsem bir şeyi eksik yapşındır demektir. Eğer orada değilsem SIRA SANA GELECEKTİR. 9) bunları ezberledikten sonra bu kağıdı yok et
Bunları okuduğum anda hiçbir şey artık anlamlı gelmemeye başlamıştı ama sonra saate baktım. Saat 00:33 ü Gösteriyordu. Hemen ayağa fırladım ve sabah giymek için ayırdığım giysileri üstüme geçirdim. Üstüme yorganımı aldım ve kağıdı 4 defa daha okuyup ezberledim. Sonra kağıdı sobaya atıp yandığından emin oldum. Sobaya masamın üstündeki bir sürahi suyu boşaltıp söndürdüm. Saate bir daha baktım saat 00:42 ydi aceleyle kapıyı açtım ve fırtınayla savaşarak alt kata inmeyi başardım. Kapıyı açıp içeri girdiğimde ayşe nin bu soğukta üstünde sadece o elbiseyle dışarda soğuktan ölmediğini ummadan edemedim. Artık içerideydim saate baktım 00:55 i gösteriyordu. Başarmıştım ama işe koyulmanın vakti şimdi gelmişti; kapıları kilitledim sobanın söndüğünden emin oldum ışıkları kapadım ve perdeleri kapayıp sıraları arkalarına dayadım.içerinin ve dışarının görünmediğinden emin oldum. Sınıftaki saat 1:20 yi gösterdiğinde her şeyi halletmiştim. Sırada saat 2 yi beklemek kalmıştı. Öğretmen masasına oturup saati izlemeye başladım ve düşüncelere daldım. Kuzgunlunun lanetli kışı ne kadar ses çıkararabiliyorsa çıkarmaya çalışıyor gibiydi. Herkes ve her şey gibi havası bile garipti bu lanet kasabanın. Saatin akrebi 2 nin üstüne geldiği anda ayağa kalktım ve tebeşirle ismimi kara tahtaya yazdım. Sonra oturdum ve gecenin en uzun kısmının geldiğini anladım. Birileri kapıya sert bir şekilde kapıya vurmaya başladı. Saat 2 yi geçmişti o yüzden kimseye kapıyı açmayacaktım ama işler çok değişik haller almaya başladı. Başta sadece vurulan kapı durdu. Birkaç dakika sonra bir kadın sesi "Hocam biz veliyiz kapıyı açın kızımız kayıp" diye yalvarıyordu bu ses. Daha sonra bu ses kayboldu başka bir ses kapıya vurmaya başladı. Sert bir erkek sesi "Kapıyı açın jandarma. Kuzgunluda işlenen suçları biliyoruz size yardım edelim kağıyı açın" diye uyarıda bulundu. Bunlarla beni ele geçiremezler diye düşünüyordum ki zayıf bir kapıya vuruş duyuldu ardından da ayşenin sesi duyuldu "lütfen kapıyı açın hocam çok üşüyorum beni götürecekler lütfen açın kapıyı beni onlara vermeyin" diye ağlıyordu ayşenin sesi. Ayağa kalkıp kapıyı açsam mı diye çok düşündüm ama sonunda açmamaya karar verdim ve yerime oturdum. O sesten sonra başka ses duyulmadı camlardan biri de kırılmadı. Ben de oturduğum yerde kafamı kaldırmaya çalışıyordum ki sabaha karşı uykuya yenik düşmüştüm. Yukardaki odadan gelen çalar saat sesiyle uyandım. Saat 7 olmuştu. Hemen ayağa kalktım, sabah güneşi perdelerin içinden sınıfa giriyordu hemen kalktım sıraları yerine koydum perdeleri geri açtım ve odama çıktım. Elimi yüzümü buz gibi suyla yıkadım ve bir sigara yaktım. Düşünmeden edemiyordum; acaba işe yaramış mıydı? Ayşeyi kurtarabilmiş miydim? Saat 9 a yaklaşırken gömlek ve kravatımı giydim ve sınıfa indim. İçeriden her günkü çocuk sesleri geliyordu. Derin bir nefes alıp sınıfa girdim ve hemen gözlerimi ayşenin sırasına çevirdim. Ayşe ordaydı ve gözünü yere dikmişti ve sağlıklıydı ya bu bana yetmişti. Belli etmemeye çalışıyordum ama sırıtmadan edemiyordum kendi kendime. Küçük bir kızın hayatını kurtarmıştım belki de. Neşeyle derse başladım sonra ama tahtaya döndüğümde nefes alamaz olmuştum. Tahtada ismim yazıyordu ve yanında tanıdığım bir el yazısıyla bir küçük not : bİR ŞeŶ mi ûnÙtTuÑ? El yazısı ayşeye aitti ve o anda kafamdan vurulmuşa döndüm. İsmimi tahtaya ters yazmamıştım...
Arkamı döndüğümde ayşe sırasında yoktu.
Artık sıra bana geldi. Kaçmanın bir anlamı yok. Nefeslerini ensemde hissediyorum. Eğer biri bunu okuyorsa lütfen...
KUZGUNLUDAN UZAK DURUN!
submitted by exclamationless to wiredpeople [link] [comments]


2019.09.19 16:13 keystance sevgili istiyorum

14 yaşımdayken, bir gün bir sevgilim olmasını umuyordum...
16 yaşıma geldiğimde bir sevgilim oldu... ama ilişkimizde heyecan yoktu... Ben de heyecan verici bir sevgili bulmak için onu terk ettim.
Üniversitede oldukça heyecan verici bir kızla tanıştım .. Ama o da çok duygusaldı...Durmadan ağlıyor ve onu bırakırsam kendini öldürmekle tehdit ediyordu...Ben de daha kendi halinde bir kız bulmak için onu terkettim....
25 yaşındayken, kendi halinde sıradan bir kızla çıkmayısa başladım... Ama çok sıkıcıydı... Beni heyecanlandırıp şaşırtmıyordu,kendi de hiçbir şeyden heyecanlanmıyordu... Ben de daha maceracı bir kız bulmak için onu terkettim...
28 yaşıma gelince daha maceracı bir kız buldum... Ama onunla da yürümedi...Oradan oraya saldırıyor ne istediğini bilmiyordu. Evet,herşeyi denemek isteyen biri iyi sayılabilir ama insanın bazen, gideceği yönü de bilmesi lazım... Ve ben de,hayattan ne istediğini bilen bir kız bulmak için onu terkettim...
31 yaşında, ne istediğini bilen ve ayakları yere basan bir kızla evlendim... Evet kesinlikle ne istediğini biliyordu,boşandığımızda bütün mal varlığımı istedi ve aldı...
Şimdi 40 yaşındayım ve tek istediğim...
Güzel bir esmer
Aslında 2 de olabilir...
submitted by keystance to kopyamakarna [link] [comments]


2019.09.17 15:21 NewsJungle YPG/PYD terör grubu Suriye'nin geleceği için en büyük tehdidi oluşturmaktadır

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Pazartesi günü başkent Ankara'da yaptığı açıklamada, YPG / PYD terör örgütü Suriye'ye "en büyük" tehdit teşkil ettiğini söyledi.
Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında, "PKK ve YPG / PYD’nin uzatılması, Suriye’nin geleceği için en büyük tehdittir. Ülkede PKK / PYD’nin varlığı devam ettiği sürece ne Suriye ne de bölgemiz barış bulabilir" dedi. Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve İranlı mevkidaşı Hassan Rouhani ile Suriye hakkında üçlü görüşme.
Erdoğan, zirvenin verimli geçtiğini ve savaşın yıkıldığı Suriye'de siyasi bir çözüme yönelik önemli kararlara yol açtığını söyledi.
Liderlerin, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasının önemi konusunda "aynı duyarlılığa" sahip olduğunu ekledi.
Erdoğan, Ankara, Moskova ve Tahran’ın, teröristleri DAEŞ’in savaş bahanesi altında desteklemenin “kabul edilemez” olduğunu ve muhtemelen bu bahaneyi kullanarak rasyonel hale getirdiği YPG / PYD’yi desteklediğini belirtti.
Erdoğan, Türkiye'nin Suriye sınırında terör koridoruna izin vermeyeceğini ve buradaki YPG / PYD varlığına atıfta bulunamayacağını söyledi.
Türkiye'nin asıl amacının Suriye'nin kuzeyindeki bir "barış koridoru" sağlamak olduğunu da sözlerine ekledi.
Erdoğan, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’teki artan gerginliğin, nisan ayından bu yana eyalette devam eden kara ve hava operasyonlarından bahseden toplantının ana konularından biri olduğunu söyledi.
Saldırıların yaklaşık 1000 sivilin hayatını kaybettiğini ve yüz binlerce insanı diğer ülkelerde sığınmaya zorladığını söyledi.
Ankara, sınırına yakın 4 milyon insanı etkileyen “yeni bir trajediyi” görmezden gelemeyeceğini söyleyen Erdoğan, böyle bir gelişmenin sadece Türkiye'yi değil tüm Avrupa'yı etkileyeceğini söyledi.
Erdoğan, “Sivillerin ve alandaki garantör ülkelerin askeri personelinin güvenliğini sağlamak için somut önlemlere ihtiyaç duyulduğunu vurguladık” dedi.
Liderler, aynı zamanda mültecilerin geri dönüşü için gerekli koşulları sağlayarak ve Suriye'deki çatışmaya kalıcı bir çözüm bulmak için alanda sakinliğin kurulması için devam eden çabaları tartıştığını söyledi.
Suriye'ye yeni bir anayasa hazırlayacak bir komitede yer alan Erdoğan, zirvenin komiteyi çalışmalarına en kısa zamanda başlaması için zorlayacağını söyledi.
Ülkelerin Suriyelilerin vatanlarına güvenli ve gönüllü olarak geri dönüşlerine odaklanmaları gerektiğini söyledi.
“Fırat'ın doğusundaki bir barış koridoru mülteciler için korunan bir liman olacak. Ülkemize sığınan en az 2 milyon Suriyeli erkek ve kız kardeşimizi bu bölgeye yerleştirebileceğimize inanıyoruz ”dedi.
Koridorun Suriye’deki Deir Ez-Zor ve Rakka illerine genişletilebilmesi durumunda, ülkesine dönen mülteci sayısının 3 milyonu aşabileceğini de sözlerine ekledi.
Ayrıca, Türkiye, Suriyelilere eve dönen yeni yerleşim alanları inşa etme konusunda herhangi bir sorumluluk üstlenmeye hazır olduğunu da belirtti.
Erdoğan, Ankara'nın kuzey Suriye'de kurulacak olan 450 kilometrelik (279 kilometrelik) güvenli bir bölgede yerleşim alanları inşa etmek istediğini söyledi.
Zonda istenen sonucun ABD ile iki hafta içinde elde edilememesi durumunda, Türkiye kendi eylem planını uygulamaya başlayacağını söyledi.
7 Ağustos’ta, Türk ve ABD askeri yetkilileri Suriye’nin kuzeyinde güvenli bir bölge kurmayı ve eve dönmek isteyen yerlerinden edilmiş Suriyelilerin hareketini kolaylaştırmak için bir barış koridoru geliştirmeyi kabul etti. Ayrıca ortak operasyon merkezi kurmaya karar verdiler.
Anlaşma ayrıca, ABD’nin bazen itiraz ettiği bir grup olan terör örgütü YPG / PKK’nın bölgelerinin temizliği de dahil olmak üzere, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını gidermek için gerekli güvenlik önlemlerinin alınması öngörülüyor.
Türkiye, ABD’yi ayaklarını sürüklemek ve güvenli bölge için farklı bir konsepte sahip olmakla suçladı.
Rohani, İran, Türkiye ve Rusya’nın Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısı hakkında ortak bir görüşü olduğunu vurguladı.
Rouhani, "Hepimiz Suriye'deki dış müdahaleye karşıyız. ABD Suriye'deki teröristleri destekledi ve Suriye'yi bölmeye çalıştı. Bu kabul edilemez," dedi.
Ayrıca ABD’nin Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri’ni İsrail bölgesi olarak tanıma kararını da aldı.
Rouhani, "ABD bunu yapma hakkına sahip olmasa da bunu yapıyor. Bu, ABD'nin Suriye halkına yönelik niyetinin ne kadar kötü niyetli olmadığını gösteriyor," dedi.
Ülkelerin terörle mücadelenin devam etmesi gerektiği konusunda hemfikir olduklarını belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump, bu Mart ayında, işgal altındaki Suriyeli Golan Tepeleri'ni İsrail toprakları olarak tanıyarak, bir eleştiri ateşi tetikleyicisini resmen tanıyan bir bildiri imzaladı.
İsrail, 1967 Orta Doğu savaşının fiili sonucu olarak geniş Golan Tepeleri'nin yaklaşık üçte ikisini kaplar. 1981’de bölgeyi resmen eklemeye başladı - o zaman BM Güvenlik Konseyi tarafından oybirliğiyle reddedildi.
Rouhani, "Suriye'de Fırat Nehri'nin doğusunda teröristler var ve bölge ABD tarafından kontrol ediliyor," dedi.
Rohani, Suriye'deki anayasa komisyonunun kurulduğunu vurgulayarak, anayasayı revize etmek için en kısa sürede çalışmalarına başlamasını umduğunu da sözlerine ekledi.
İran cumhurbaşkanı, Irak ve Lübnan’ın Astana barış sürecine gözlemci olarak katılmasından memnuniyet duyduğunu söyledi.
Putin, kendi adına, diplomatların titizlikle anayasa komisyon listesini hazırladığını ve usule ilişkin çalışmaları yaptığını ve listenin onaylandığını söyledi.
Suriye'de barış, ancak ülkede siyasi diyalog yoluyla mümkün olduğunu söyledi.
Putin ayrıca, Suriye Idlib'deki gerilimi azaltmak için adımlar atması için Türk Erdoğan ve İranlı Rohani ile de anlaştılar.
Suudi petrol rafinerilerine yapılan son saldırılara atıfta bulunan Putin, “Suudi Arabistan, S-300'ü satın alarak bir zamanlar İran’ın yaptığı gibi hükümetin kararını vermeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en gelişmiş S-400 [füze] sistemlerini satın alarak yaptığı açıklamada Rusya."
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2019.08.11 13:45 Arnoldcivardagezer00 Iphone kullanıcıları için. Alıntıdır. Linkler açılmazsa aşağıya atacağım.

herkese merhabalar değerli dostlar, bugün buraya ıphone kullanıcılarına özel yazı gireceğim. ıphone için en ideal kestirmeleri oluşturmak isteyenler:
ilk iş olarak appstore'dan kestirmeler adlı programı indirmeliler. 141 mb olan bu program ile birçok uygulamaya kolayca erişebileceksiniz.
siri shortcuts android'in tahtını sarsan bir harekettir. şaka bir yana arkadaşlar çok değerli zamanınızı ayırın derim bu yazıya...
1-) kestirmeler programını indirdikten sonra açılan ekranda kestirme yarat butonu yer alacak.
şimdi beraber kestirmeler yaratalım. mesela sizler youtube'dan ücretsiz video indirmek istiyorsunuz. ıphone bunun için çok güzel bir seçenek sunmuş. kestirmeler programına tıklayıp sağ alt köşede bulunan galeri bölümüne geçiş yapın. daha sonra yukarıdaki arama kısmına download yazın ve gelen kestirmeyi arşivinize ekleyin veya hiç uğraşma kestirmeler programını indir ve sonra bu bağlantıya tıkla: https://www.icloud.com/shortcuts/c8ae36464e674f9dac7ae7361df7a6a9
(bkz: download) ne işe yarar? - bu kestirme aracılığıyla youtube'dan veya herhangi bir siteden aldığınız videoların, fotoğrafların url adreslerini kopyalayıp download kestirmesine tıklayarak telefonunuza indirebilirsiniz.
şimdi geldik ikinci kestirmemize:
(bkz: smd 3.5.8): bu kestirme vasıtasıyla sizler twitter, instagram ve aynı zamanda youtube'da gördüğünüz içerikleri indirebilirsiniz. https://www.icloud.com/shortcuts/a8dfe15e6872473d8393bf5feb3feaa3 indirmek istediğiniz videonun, fotoğrafın altındaki paylaş butonuna geliyorsunuz. daha sonra kestirmeler butonuna tıklayarak smd 3.5.8 bölümüne gelip indirebiliyorsunuz. görüntü kalitesini siz belirliyorsunuz. önemli olan url'yi kopyalayıp kestirmeler bölümüne gelip smd'ye tıklamak
üçüncü kestirmemiz: (bkz: instagram profile picture)
bu kestirme aracılığıyla beğendiğiniz bir profili veya stalkladığınız kişinin yeni koyduğu profil fotoğrafını onun haberi olmadan indirebiliyorsunuz. yapmanız gereken -profil fotoğrafını indirmek istediğiniz kişinin instagram adresine girip sağ üst köşede bulunan üç noktaya tıklayarak profil url'sini kopyala diyorsunuz ve sonra kestirmeler kısmına gelip bu programa tıklayıp direkt inmesini sağlıyorsunuz. bu programa şuradan https://www.icloud.com/shortcuts/084d8da3ed914d508ed8a15efc9e89af
dördüncü kestirmemiz: (bkz: su miktarı kaydetme) bunun için kestirmeler kısmına gelip sağ alt köşede bulunan galeri bölümüne geçip arama kısmına su miktarı kaydetme yazıp indirebilirsiniz veya ıphone sağlık uygulamasından beslenme bölümünden kendi verilerinizi takip edebilirsiniz.
beşinci kestirmemiz: (bkz: pdf to jpeg)
bu kestirme aracılığıyla telefonunuzda bulunan pdf dosyalarını hiçbir program indirmeden jpeg formatına veya diğer formatlara çevirebilir ve indirebilirsiniz. final dönemlerinde veya iş hayatınızda çok iş https://shareshortcuts.com/shortcuts/148-pdf-to-jpeg.html altıncı kestirmemiz (bkz: calendar to timeline)
bu kestirme aracılığıyla arkadaşlar takvimdeki etkinliklerinizi bir zaman çizelgesi şeklinde size sıraya sokarak gösteriyor. yapmanız gereken tek şey takvim uygulamasına randevularınızı yazmak. sonra o sizin için sıralı bir şekilde çizelgeyi gösteriyor. kestirmeyi indirip denemenizi şiddetle tavsiye ederim: https://shareshortcuts.com/shortcuts/261-calendar-to-timeline.html bu arada bu çizelgeyi çıktı olarak alabilir ve duvarınıza asabilirsiniz.
yedinci kestirmemiz tüm insanlık adına gelsin: (bkz: send delayed message)
bu kestirme ile diyelim sabah kız arkadaşınıza veya erkek arkadaşına saat 08.00'de günaydın mesajı göndermek istiyorsunuz. yapmanız gereken tek şey kestirmelere girip bu programı açıp mesaj göndermek istediğiniz kişiyi seçiyorsunuz ve daha sonra atmak istediğiniz mesajı ve saati yazıyorsunuz. hoppp! mesaj sabah sizin adınıza gitmiş oluyor. https://www.icloud.com/shortcuts/b2bc74681e61455e9e8f6fe60c6ce351
dokuzuncu kestirmemiz: (bkz: reverse ımage search)
bu kestirmeyi indirdikten sonra herhangi bir fotoğrafın kaynağını bulmak istiyorsanız kestirmeye girip bu programı açıp fotoğrafı oraya yükleyerek internet dünyasında var mı yok mu diye kontrol edebilirsiniz. google'da boş yere aramakla uğraşmayın. tek tık...https://www.icloud.com/shortcuts/bede88d25996475285c465e333d1ef71
onuncu kestirmemiz: (bkz: charge notification)
değerli arkadaşlarım diyelim evden çıkmadan önce telefonunuzun şarj yüzdesinin 75 olmasını ve bu doluma ulaştığında size bildirim göndermesini istiyorsunuz. paaat! işte bu kısayol sayesinde sizler bundan haberdar olabileceksiniz. yapmanız gereken kestirmeler uygulamasına bu kestirmeyi indirip programı açıp yüzdeyi belirlemek... al bakalım bu da ülker link https://www.icloud.com/shortcuts/ac6f77095cd948c8927796e9373285f8
on birinci kestirmemiz: (bkz: battery manager)
bu kestirme sayesinde telefonunuzu süper hızda şarj edebilir ve sağlıklı bir pil güvenliği sağlayabilirsiniz.
kestirmelerinize bu programı indirmek için: linke tıklayabilirsiniz https://www.icloud.com/shortcuts/e4d762f860c946a39c7d3c99752c127e
bu programı kullanın arkadaşlar. diyelim şarjınız çok az ve sizin telefona oldukça çok ihtiyacınız var direkt yine program içi seçimlerle telefonunuzdan maksimum verim almak için uygulama size seçenekler sunuyor. arka plan uygulamalarını kapatıp size güç imkanı sunuyor.
on üçüncü kestirmemiz:
(bkz: water eject) bu kestirme efsane ötesi... diyelim sizin telefonunuz suya dayanıklı fakat hoparlörünüz buna rağmen cızırtılı ses çıkarıyor ve siz bunu temizlemek istiyorsunuz. buyrun, bu programa tıklayarak tiz sesler aracılığıyla hoparlördeki su dışarı atılıyor. indirip deneyin derim https://www.icloud.com/shortcuts/1ebdf99ec835406a9c94b553ad952fc0
on dördüncü kestirmemiz özellikle yurt dışındaki insanlarımıza gelsin:
(bkz: bahşiş hesaplama)
bu uygulama aracılığıyla vermek istediğiniz bahşişi hesaplayabilirsiniz. gelen hesaba karşılık yüzde kaç bahşiş vermek istediğinizi siz belirliyorsunuz ve çıkan sonucu size aktarıyor. bahşiş hesaplama https://www.icloud.com/shortcuts/f068c932eeb74659a51ea49c8a60b3ac
on beşinci kestirmemiz: youtube'dan hd kalite video indirmek isteyenler için (bkz: true hd youtube downloader) bu da kestirme linki https://www.icloud.com/shortcuts/5336010127c046469d8e260699707427 url'yi kopyala ve uygulamaya tıkla daha sonra sana hangi kalitede indirmek istediğini soracak...
on altıncı kestirmemiz:
(bkz: share wifi)
arkadaşlar şahsen ben eve gelen arkadaşlarıma net şifremi vermiyorum. bu kestirme aracılığıyla bir qr kod oluşturup onların telefon kameralarından bu qr kodu taramalarını sağlatıp internete bağlanmalarını sağlıyorum. size de tavsiyemdir: buradan ulaşabilir ve indirebilirsiniz https://shortcutsgallery.com/shortcuts/share-wi-fi/
on yedinci kestirmemiz: (bkz: instagram story camera)
bu kestirme sayesinde tek tıkla direkt instagram hesabınızın hikaye kısmına videonuzu veya fotoğrafınızı çekip koyabilirsiniz. link link https://shortcutsgallery.com/shortcuts/instagram-story-camera/
on sekizinci kestirmemiz: (bkz: morse code)
bu kestirme sayesinde sizin yazdığınız kelimeyi arka flaş yardımıyla mors alfabesine çeviriyor ve ileti oluşturuyor. link için buyrun https://www.icloud.com/shortcuts/d406a7131a0d4939887120eb00b061f5 değerli arkadaşlarım yazı umarım işinize yarar.
submitted by Arnoldcivardagezer00 to KGBTR [link] [comments]


2019.06.22 23:00 illidanstormrage0 Kızların psikolojik ve gözlem olarak analizi

Bu postta insanı kanser eden, kafayı yedirten ve ne olursa olsun üste çıkmayı başaran türk kızından bahsedicem arkadaşlar. Psikoloji ile ve insan düşünceleri olarak ilgilenmiş biri olarak gözlemlerimi dile aktarıcam.
Aga geçmişe bakın geçmişten günümüze kızlar her zaman erkeklere kıyasla 2. planda kalmıştır o yüzden yıkıklardır mesela bayan&kadın gibi şeyleri takarlar, kadınlar günü vardır ama erkeklerin böyle günler sikinde olmaz mesela kızlar genel olarak psikolojik olarak daha yıkıktırlar sadece bunu daha az belli ederler.
Tarihe katkıları vardır evet ama erkek cinsi kadar yoktur o yüzden kendilerini sürekli kanıtlama girişimindedirler. Kadın biliminsanı sayısı erkeğe kıyasla inanılmaz derecede azdır.
Kızlar espri yapamaz arkadaşlar bir espri yaparlarsa ya bir erkekten duymuşlardır ya da esprinin içinde bir erkek vardır.
Muhabbetleride aynı şekildedir ya bir erkek muhabbeti yönlendirir ya da erkekler hakkında konuşurlar. Hiç bir kız grubu bir araya gelip paralel evrenler hakkında konuşmaz ya da aşırı derecede nadirdir arkadaşlar unutmayın.
Türkiyeden yoldan 2 insan çevirin erkeğin zeki olma ihtimali kızlardan minimum %70 daha fazladır.
Kendilerini geliştirmezler genel olarak kendi hobilerinizi düşünün mesela bir kızda bunları bulmak çok zordur onlar için en yaratıcı iş starbucksa gidip kahve içip hikaye atmaktır.
Bir kızla buluşun mekana oturun o konuşmayı yönlendirmez, sizin illa soru sormanız gerekir bir şeyler yapasınız ki o kız ağzını açma zahmetinde bulunsun.
Cinsellik konularında gereksiz bir utanç ve istemsizlik gösterirler sanki erkekler kendi kendilerini sikiyormuş gibi aq
Kızlar yaratıcı değildir arkadaşlar bir kriz anında hiç bir kız arkadaşınıza güvenmeyin.
Daha aklıma gelen şey olursa editleyeceğim şimdilik bunları yazıyorum son olarakta ÖZGÜVENSİZ OLMAYIN KARŞINIZDAKİ KIZ ÇOK GÜZELSE BİLE ASLINDA BİR APTAL YIKIĞIN TEKİ YÜRÜYÜN VURUN GEÇİN 3x3 KAÇ DESEN ÇARPAMAZ O AQ APTALLARI
submitted by illidanstormrage0 to KGBTR [link] [comments]


2019.05.22 06:04 uygunyurt Ankara özel kız öğrenci yurtları

Ankara özel kız öğrenci yurtları
Gençlerin hayatlarındaki en önemli dönem üniversite hazırlık dönemidir. Yoğun geçen hazırlık döneminden sonra iyi bir üniversite kazanmış olmak gençleri memnun etmektedir. Gençlerin aileleri, bu dönemde öğrencilerin sıkıntılarını adeta beraberce yaşarlar. Üniversite kazanan öğrenci için artık en önemli sorun, kalacak yer sorunudur. Özellikle aileler çocuklarının başka bir kentte kalacağı yer konusunda endişelenmektedir. Bu sebeple okula yakın olmasıyla birlikte, güvenli bir yurt konusunda aileler, oldukça titizlik göstermektedir.
Gençler aileleri ile beraberce yurt bulabilecekleri https://www.enuygunyurtlar.com/ sitesinden faydalanmaktadır. Sitede ülkemizdeki tüm yurtlar arşivlenmiş durumdadır. Bu sebeple istenen kentte, istenen özelliklerde bir yurt bulmak son derece kolaydır. Ankara'da üniversite kazanmış bir öğrenci için, Ankara özel kız öğrenci yurtları araması da yapılabilmektedir. Üstelik farklı losyonlar ve özelliklerde yurtlara siteden ulaşmak mümkündür.
Yurt Bulmak Çok Kolay
Siteden farklı kentlerimizde yer alan yurtlara ulaşılabiliyor. Site geniş bir arşive sahiptir. Ana sayfaya giren kullanıcı arama kısmına istediği kenti ya da kazandığı üniversiteyi yazarak arama yapabilir. Site o kentteki tüm yurtları kullanıcı için listeler. Bunun yanı sıra, yurtlar farklı özelliklerine göre tasnif edilir. Kullanıcı için bu özellikler belirleyici olabilmektedir.
Farklı Özelliklere Sahip Yurtlar
Aileler, öğrenciyle beraber titiz bir şekilde yurt araması yapmaktadır. Burada öncelik verilen nokta kişiden kişiye göre değişmektedir. Söz gelimi bazı öğrenciler, okula yakın bir yurt ararlar. Sitede okuluna yakın, yurtları incelerler. Bazı öğrenciler ise yurdun okula yakın olmasından daha çok, yurdun sahip olduğu sosyal ortama önem verir. Bu nedenle sitede sosyal bakımdan canlı olan, yurtların aramasını yaparlar. Bunların yanında özel oda, internet, çamaşır makinesi, vb. konfora sahip yurtlar da bu özelliklerinden ötürü tercih edilmektedir. Beklentilere yanıt veren Ankara özel kız öğrenci yurtları site üzerinde yapılan arama sayesinde kısa sürede bulunabilmektedir.
Ülkemizin Tümü İçin Yurt Bulmak Mümkün
Ülkemizde çok fazla sayıda üniversite bulunuyor. Bu nedenle çok fazla öğrenci nüfusu vardır. Gençlerin güvenli ve uygun lokasyona sahip yurtlara ulaşması için site son derece işlevseldir. Bu nedenle pek çok kişi yurt bulma konusunda siteden faydalanıyor.
En Kalite Kız Yurdu
Aile, çocuğunun farklı bir kentte okula gidecek olmasından kaygılanır. Aileler, özellikle kızlarının başka kentte okuyacak olmasından kaygılanırlar. Bu sebeple, Ankara özel kız öğrenci yurtları da dahil ülkemizde yer alan kaliteli ve güvenli kız öğrenci yurtlarına siteden ulaşmak son derece kolaydır.
Detaylı bilgi : https://www.enuygunyurtlar.com/ankara-ozel-kiz-ogrenci-yurtlari/
submitted by uygunyurt to u/uygunyurt [link] [comments]


2019.02.03 12:52 fragmanlife Kardes cocuklari dizisi konusu ve oyuculari

Kardes cocuklari dizisi konusu ve oyuculari Kardeş Çocukları Konusu Ümran ve Umayın Hayatlarının Sınavı.Ümran ve biricik kızı Hayat, adını kömür karasından alan Karalılar köyünde yaşayan sıradan bir anne kızdır. Derme çatma yuvalarına sığdırdıkları küçük mutlulukları, ailenin hastalıklı bir ruha sahip reisi Cemalin gölgesindedir. Ümran, kızını kocasının eziyetlerinden korumak için kanatlarının arasından ayırmaz ama kolu kanadı geçmişten gelen ölümsüz bir sırla kırıktır. Hiçbir sır tek kişilik değildir. Ümranın hayatına damga vuran sırrın bir ucu, sıra dışı kimliğiyle adını dünyaya duyurmuş başarılı kalp cerrahı Yıldırım Sanere, diğer ucu ise İstanbul cemiyetinin iddialı sosyetik güzeli Umay Karaya çıkar. Kendini baştan yaratmış, güçlü evliliğiyle, geçmişini bir kalemde silip atmış olan Umay, soyadını alıp sınıf atladığı güçlü kocası Reşat ve kızları Hayalle hayallerindeki hayatı yaşar. Taa ki Ümran ve Hayatın bütün Türkiyenin gözü önünde yaşadıkları trajediye kadar. Tüm gözleri, ülkenin küçük köyü Karalılara çeviren dehşetle birlikte, hem bambaşka hayatlar yaşayan anneler ve kızlarının hem de hayatının en büyük gerçeğinden habersiz yıllar sonra doğduğu topraklara ayak basan Yıldırımın dünyası değişmek üzeredir.
Kardeş Çocukları Yıldırım Saner (Mehmet Aslantuğ) Kimdir Yıldırım Saner Mehmet Aslantuğ : Yıllar sonra, düşman kız kardeşlerin hayatına yeniden girdiğinde büyük bir sırla karşılaşacak!
Kardeş Çocukları Ümran Çetin (Ayça Bingöl) Kimdir Ümran Çetin Ayça Bingöl: İhanetin en ağırıyla sınanan Ümran, kızı için düşmanına karşı yeni bir sınava hazır!
Kardeş Çocukları Umay Karay (Nur Fettahoğlu) Kimdir Umay Karay Nur Fettahoğlu: Geçmişini yıllar sonra kanlı canlı karşısında bulmak, Umay Karayın en büyük kabusu olacak.
Kardeş Çocukları Volkan Demir (Furkan Andıç) Kimdir Volkan Demir Furkan andıç: Hayatını hiç bitmeyen bir partide gibi yaşayan Volkanın renkli hayat tarzı onun yüzüne taktığı, şeytan tüyü maskesidir sadece.
Kardeş Çocukları Hayat Çetin (Afra Saraçoğlu) Kimdir Hayat Çetin Afra Saraçoğlu: Teyzesinin pırıltılı dünyasında, gerçek ve yalanın birbirine karıştığı yepyeni bir hayata adım atacak.
Kardeş Çocukları Oyuncuları Yıldırım Saner Mehmet Aslantuğ) Ümran Çetin (Ayça Bingöl) Umay Karay Nur (Fettahoğlu) Volkan Demir (Furkan Andıç) Hayat Çetin (Afra Saraçoğlu) Cemal Çetin (Murat Daltaban) Hayal Karay (Alara Turan)
Yapım: Gold Film Yapımcı: Faruk Turgut Yönetmen: Faruk Teber Senarist: Sırma Yanık
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.15 20:57 fragmanlife Adi Mutluluk dizisi konusu ve oyunculari

Adi Mutluluk dizisi konusu ve oyunculari Kumsal’ın babasından gizli İstanbul’da bir üniversite kazanmasıyla İzmir’den İstanbul’a uzanan bir özgürlük yolculuğu hikayesi; Adı Mutluluk!
Babasını karşısına aldığı gün tanıştığı Batu sayesinde mutluluğu aramak için İstanbul’a gitme kararı veren Kumsal; tıpkı annesinin yıllar önce yaptığı gibi evi terk eder ve kendini bir anda bir yurt odasında bulur! Kumsal artık İstanbul’dadır. Burası Kumsal’ın kendi ayakları üstünde durmayı, yalnızlığı, hayal kırıklıklarını ve dostluğu öğreneceği yerdir. Başarılı oyuncu kadrosu, kaliteli senaryosu, heyecanlı ve renkli sahneleri ile Adı Mutluluk FOX'ta!
Ezgi Eyüboğlu kimdir? Kumsal Güçlü Ezgi Eyüboğlu Ezgi Eyüboğlu Kumsal Güçlü İzmirlidir. Çalışkan, akıllı ve başarılı bir kızdır. Üniversite sınavından çok iyi bir netice almıştır. Babasının maddi durumu çok iyi olmasına rağmen burslu olarak İstanbul Dünya Üniversitesi’ni kazanmıştır. Naif bir kızdır. Söylenen pek çok yalana kanab
Kaan Yıldırım kimdir? Batu Değirmenci Kaan Yıldırım Kaan Yıldırım Batu Değirmenci Batu da İzmirlidir. Agresif ancak adaletli.. Plancı ama duygusal.. Zeki ama asla çalışkan olmayan birisidir. Ketum birisidir. Fazla konuşmaz, duygularını dışa vurmayı beceremez. Çok iyi yüzer. Okulun ‘arıza’ çocuğudur. İki yıl sınıfta kaldıktan sonra itti
Aslı Bekiroğlu kimdir? Sera Yüksel Aslı Bekiroğlu Aslı Bekiroğlu Sera Yüksel Eğlenmeyi, eğlendirmeyi çok sever. Bir etkinlik yapılacaksa onu mutlaka Sera yapar. Bu yıl abisi Eren’in üniversitesine girmiştir. Resim bölümünde okuyacaktır. Çalışkan bir kız değildir ancak resim konusunda yeteneklidir. Ailesinin zenginliğini kullanmakt
Zeynep Bastık kimdir? Gonca Gül Duran Zeynep Bastık Zeynep Bastık Gonca Gül Duran Antalyalıdır. Özü sözü birdir. Lafını sakınmaz. İkinci adı Gül’dür. İnsanlar bazen kendisine Goncagül diye seslense de o Gül adını pek sevmez.. Gonca’yı tercih eder. Okulun en sert duruşlu karakteridir. Bugüne kadar kimse tarafından Gonca’nın ‘güldüğü’ gö
Ceyhun Mengiroğlu kimdir? Eren Yüksel Ceyhun Mengiroğlu Ceyhun Mengiroğlu Eren Yüksel Doğma büyüme İstanbulludur. Üst sınıf bir ailede büyümüştür. Hali vakti son derece yerindedir. Üniversitenin gözde öğrencisidir. Herkesin sevip saydığı biridir. Neşeli, eğlenceli, iyi niyetli, yakışıklı ve karizmatiktir. Okulun güvenliği, yurtların soruml
Orçun İynemli kimdir? Tatlı Orçun İynemli Orçun İynemli Tatlı İzmirli genç mafya! Genç yaşına rağmen tüm İzmir’in önünde düğmesini iliklediği birisidir.. Ondan hem korkulur, hem de ona büyük saygı duyulur. Saygı duyulmasının tek sebebi gücü değildir.. Bilgi birikimi, genel kültürü ve eğitimi de bunu destekler. Klas
Dilara Aksüyek kimdir? Dolunay Değirmenci Dilara Aksüyek Dilara Aksüyek Dolunay Değirmenci Vural ve İpek’in evlatlık kızları.. Eren’in de eski sevgilisidir. Dolunay tuttuğunu koparan, hırslı bir kızdır. Ancak hırsını kötüye kullanır. İçinde iyilikten çok kötülük barındırır. Kafasına taktığı şeyi elde etmek için her yol onun için mübahtır. Son d
Yağızcan Konyalı kimdir? Zeki Kubilay Yağızcan Konyalı Yağızcan Konyalı Zeki Kubilay Eren’in oda arkadaşı ve okuldaki en yakın arkadaşıdır. O da Eren gibi su topu takımındadır. Hayalperest, doğal komik, sevimli bir tiptir. Kendine has bir fantezi dünyası olmasına rağmen sosyal birisidir. İnsanları güldürmeyi sever. Sürekli komik şeyler an
Batu, Kumsal'la son bir gün geçirmek ister. İkili romantik bir yemeğe çıkarlar. Eren kayıptır. Gonca ve Zeki, Dolunay'dan yardım isterler. Üçlü, Eren'i bulmak için yola çıkarlar. Sera, Batu'yu daha yakından tanımak için Cevdet'le bir gün geçirir. Birlikte palyaçoluk yapmak üzere bir doğumgünü partisine giderler. Batu, İzmir'e dönmek üzeredir. Ona bir veda partisi düzenlenir. Kumsal, herkesin içinde bir itirafta bulunur.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


Nasıl sevgili bulurum? Kız gerçek aşkı bulmak için çirkin bir insan oldu. - YouTube Bir kız galerisinde, aradığını bulmak - YouTube Sevgili Bulmak İçin Ne Yapmalısın? Bunları Bilmelisin ... Kız Arkadaş Edinmek İçin 12 İpucu - YouTube KADINLARI ETKİLEYEN ŞEYLER NELERDİR? KIZ ARKADAŞ BULMAK Kızlar evinde bir erkek 2. Bölüm Yarakstyle91 feat. Trio Oriental Brega - Hayat baya zor (Remix by Dyre Vaa) BİR OYUNDA SON BULMAK: MOUNT AND BLADE 2 BANNERLORD - YouTube

Eşimin Beni Kız Kardeşimle Nasıl Aldattığını ve Bunu ...

  1. Nasıl sevgili bulurum?
  2. Kız gerçek aşkı bulmak için çirkin bir insan oldu. - YouTube
  3. Bir kız galerisinde, aradığını bulmak - YouTube
  4. Sevgili Bulmak İçin Ne Yapmalısın? Bunları Bilmelisin ...
  5. Kız Arkadaş Edinmek İçin 12 İpucu - YouTube
  6. KADINLARI ETKİLEYEN ŞEYLER NELERDİR? KIZ ARKADAŞ BULMAK
  7. Kızlar evinde bir erkek 2. Bölüm
  8. Yarakstyle91 feat. Trio Oriental Brega - Hayat baya zor (Remix by Dyre Vaa)
  9. BİR OYUNDA SON BULMAK: MOUNT AND BLADE 2 BANNERLORD - YouTube

Tüm bölümleri sıralı izlemek için: https://www.youtube.com/playlist?list=PLGAP0WR24Q4v6qdDlvVP4GaudaAJXEGht Efendim Mount and Blade 2: Bannerlord serimizin 9... Erkekler evinde bir kız 16.bölüm {zack in başı dert te} (gacha life) - Duration: 14:43. •Gacha Life Dizileri• Recommended for you Kız gerçek aşkı bulmak için çirkin bir insan oldu. Sevgili Bulmak İçin Ne Yapmalısın? Nasil sevgili bulabilecegini, bunun icin ne yapip ne yapmaman gerektigini bu bu videoda anlattim. Daha cabuk sevgili bulma... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Burada bir güzel kız bulmak baya zor. Çiçek verdim bir çin kıza, ona sor. Kızda hediye etti bana bir dinozor. Öpmek istedim, yüzüm oldu mosmor. Hayat baya zor, zor. Category Nasıl Bir Kız Arkadaş Bulunur. Artık ilişki durumunuzu değiştirip biriyle çıkmak isteyen yanlız bir erkek misiniz? Kadınlarla nasıl konuşulacağını bilmediğin... Kız arkadaş bulmak isteyenler tıklasın http://goo.gl/etma4N. Sevgili Bulmak İçin Ne Yapmalısın? Bunları Bilmelisin! ... Bir Kız Sana Bakıyorsa Ne Yapmalısın? ... 8:39. Bir Kadının Sizden Hoşlandığının 7 işareti - Duration: 9:12. Adam Gibi ...